Tesnim Haber Ajansı- Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, Pazar akşamı Fars Körfezi kıyıdaş ülkelerinin dışişleri bakanları toplantısının ertelendiğini açıkladı.
Eş zamanlı olarak Dışişleri Bakanlığı Fars Körfezi Genel Müdürü Muhammed Ali Bek de bu konuda şunları belirtti: Bazı bölge ülkelerinin talebi ve Umman ile İran'ın ortak kararı doğrultusunda, Pazartesi günü için planlanan Fars Körfezi kıyıdaş ülkelerinin dışişleri bakanları toplantısı başka bir tarihe ertelendi.
Muhammed Ali Bek şunları ifade etti: İran İslam Cumhuriyeti, Umman ile yakın istişare içinde bu toplantının uygun zamanı konusunda gerekli eşgüdümü sağlayacaktır.
Daha önce bu toplantının katılımcı düzeyi ve bölge dışı aktörlerin nüfuz ihtimali hakkında tartışmalar yapılmış ve Bahreyn bir açıklamayla bu toplantıya katılmayacağını bildirmişti; bu durumun daha çok Siyonist rejimin baskısı altında gerçekleştiği görülmektedir.
Ancak şimdi Bahreyn'in yanı sıra bölgedeki bazı diğer ülkelerin de bölge dışı aktörlerin baskısından korkarak bölgesel toplantıyı bozmaya yönelik yıkıcı bir adım attığı görülmektedir.
Bilgili bir kaynaktan elde edilen bilgilere göre Suudi Arabistan bahane üreterek, Bahreyn ise Amerika ve Siyonist rejimlerin nüfuz uygulamasının etkisi altında kalarak İran ile Umman arasındaki Hürmüz Boğazı mutabakatına ilişkin Fars Körfezi kıyıdaş ülkeleri toplantısının düzenlenmesini engelledi. Bazı kaynaklar da BAE'nin perde arkasındaki olumsuz eylemlerinden haber vermişti; ancak BAE, Umman zirvesinin düzenlenmesine muhalefet konusunda açık bir tutuma ulaşmadı.
Buradaki dikkat çekici nokta şudur: Bölgenin ve katılımcı ülkelerin güvenliği daha ne zamana kadar Siyonist rejimin ve Amerika'nın emellerine kurban edilecektir! Deneyim göstermiştir ki Amerika'nın bölgedeki askeri varlığı yalnızca güvenliğe yol açmamış, aksine Amerika'nın Siyonist rejimin çıkarlarını desteklemesi Batı Asya ülkelerine karşı daha fazla güvensizlik yaratmıştır.
Bölge ülkeleri, Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları ve Siyonist rejimin kendilerine yönelik tehditlerinin ardından şu anlayışa varmış olmalıdır: Yalnızca diyalog ve güven inşası yoluyla, dış müdahalelerden uzak biçimde barış, istikrar ve güvenliği sağlayacak ortak ve etkin bir bölgesel mekanizmaya ulaşılabilir.
Hiç kuşkusuz İran ve Umman, diğer ülkeleri hesaba katmaksızın ikili mutabakatı nihai hale getirip açıklayabilirdi ve hâlâ da açıklayabilir. Ancak her iki ülke de ileri görüşlü ve sorumlu bir yaklaşımla, bölgedeki diğer ülkeleri resmi bir toplantı çerçevesinde müzakerelerinden ve mutabakatlarından haberdar etmeye karar verdi. Doğal olarak bölge ülkeleri arasındaki mutabakatı güçlendirmek için bu eşsiz fırsatı bozan taraflar, bu fırsat israfının sonuçlarından dolayı hesap vermelidir.