Tesnim Haber Ajansı’nın Lübnan Parlamentosu Milletvekili Rami Ebu Hamdan ile gerçekleştirdiği özel röportajın öne çıkan başlıkları şu şekildedir:
İsrail’i ülkeden çıkaran Lübnan ordusu değildi" Eğer direnişin silahı olmasaydı, siyonist düşman 1982-1983 yıllarında Lübnan, Beyrut ve Batı Bekaa’dan çekilmezdi.
Hizbullah’ın silahı, işgalci rejim var olduğu sürece direnişin elinde kalmaya devam edecektir. ABD’nin Lübnan ordusuna yaptığı 230 milyon dolarlık yardımlar yalnızca araç lastiği ve nakliye kamyonlarından ibarettir; bunların siyonist işgalcilere karşı yürütülen savaş denklemleri üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Direnişin silahı, Lübnan’ın İsrail karşısındaki yegane güç unsurudur.
"Lübnan’da siyonistlerle normalleşmek isteyen her yetkili gidip şahsen İsrail vatandaşı olsun" Lübnan’ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi imkansızdır; sadece Şiiler değil, Hristiyanlar, Dürziler ve diğer unsurlar da normalleşmeye asla izin vermeyecektir.
Tüm mezheplerden, özellikle de İslami kollardan Lübnanlıların büyük çoğunluğu, direnişin silahsızlandırılması fikrine kesin bir şekilde karşı çıkmaktadır.
Lübnan’daki taifeler ve mezhepler, Hizbullah’ın silahsızlandırılması durumunda hem kendilerini hem de tüm Lübnan’ı büyük bir felaketin beklediğinin farkına varmıştır.
Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını savunanların, Lübnan’ı savunmak için ortaya koyabilecekleri esaslı bir alternatifleri dahi yoktur. Eğer Hizbullah’ın silahı olmasaydı, İsrail Lübnan hükümetiyle müzakere masasına bile oturmazdı!
"Yusuf el-Reci’nin Lübnan Dışişleri Bakanı olmasından ve İran aleyhine pozisyon almasından utanç duyuyorum" O, Lübnan’ın değil; Lübnan Kuvvetleri (El-Kuvvat el-Lubnaniyye) Partisi’nin ve Samir Caca’nın dışişleri bakanıdır. İranlılar, Dışişleri Bakanı El-Reci’ye karşı oldukça bilgece ve basiretli bir tutum sergilediler. Hiç kimsenin İran ile olan ilişkilerimizi koparmasına izin vermeyeceğiz.