Tesnim Haber Ajansı Ekonomi Muhabirinin bildirdiğine göre, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yasadışı saldırısı ve işgalinin ardından Fars Körfezi'nde mevcut jeopolitik çatışmanın tırmanması, bölgesel bir güvenlik krizinin ötesinde, ABD liderliğindeki uluslararası finans sisteminin temelleri için derin sonuçlar doğurabilir. Bu temellerin en önemlilerinden biri petrodolar rejimidir; 1970'lerden bu yana doların küresel ticaret ve rezervlerdeki konumunu sağlamlaştırmada kilit rol oynayan bir mekanizma.
Petrodolar rejimi, 1974 yılında ABD ile Suudi Arabistan arasında yapılan stratejik anlaşmaya dayanmaktadır. Bu anlaşmaya göre ham petrol dolar üzerinden fiyatlandırılacak ve üretici ülkelerin petrol geliri fazlası, ağırlıklı olarak dolar cinsinden finansal varlıklara, özellikle de ABD Hazine tahvillerine yatırılacaktı. Buna karşılık ABD, bölgenin güvenliğini ve Fars Körfezi'ndeki müttefiklerine askeri desteği garanti ediyordu. Bu mekanizma, on yıllar boyunca doların sadece enerji ticaretinin ana para birimi değil, aynı zamanda küresel finans sisteminin de temel direği olarak kalmasını sağladı.
Böyle bir çerçevede, ABD'nin Fars Körfezi'ndeki stratejik konumunun, özellikle de büyük bir bölgesel çatışmayı yönetmedeki başarısızlıktan kaynaklanıyorsa, herhangi bir şekilde zayıflaması bu tarihi denklemi sekteye uğratabilir. Hürmüz Boğazı gibi enerji nakil hatlarının güvenliğine yönelik tehditler, petrol altyapılarına yönelik risklerin artması ve ABD'nin bölgedeki güvenlik şemsiyesine olan güvenin azalması, bazı enerji üreticilerini petrol işlemlerinde para birimi çeşitlendirmesine yöneltebilir.
Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Davud Manzur bu konuda, bu gelişmenin petrodolar sisteminin zaten yapısal baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleştiğine inanıyor. ABD'nin enerji ihracatının büyümesi ve Orta Doğu'ya olan bağımlılığının azalması, Fars Körfezi petrol pazarlarının kademeli olarak Asya'ya kayması ve Çin gibi güçlerin mBridge projesi gibi dolar dışı ödeme altyapıları oluşturma çabaları bu baskılar arasında yer alıyor.
Eş zamanlı olarak, küresel ekonominin kademeli olarak yenilenebilir enerjilere, nükleer enerjiye ve yerel kaynaklara geçişi de uzun vadede dünyanın uluslararası piyasalarda işlem gören petrole olan bağımlılığını azaltabilir.
Bu açıdan bakıldığında, eğer bölgesel çatışmalar ABD'nin Orta Doğu'daki jeopolitik konumunu zayıflatacak şekilde ilerlerse ve İran dâhil bölgesel güçler bölgenin güvenlik ve ekonomik düzenlemelerini şekillendirmede daha belirgin bir rol oynarsa, bunun sonuçları sadece jeopolitik alanla sınırlı kalmayacaktır. Böylesi bir gelişme, küresel ekonominin kademeli olarak dolar merkezliliğinden uzaklaşma sürecini hızlandırabilir ve uzun vadede ABD ekonomisinin borca dayalı finansal yapısı üzerinde önemli baskılar yaratabilir.
Bu çerçevede, mevcut çatışma sadece bölgesel bir güvenlik krizi olarak değil, güç dengesinin değişmesi halinde Soğuk Savaş sonrası ekonomik düzenin en önemli sütunlarından biri olan petrol ve dolar arasındaki bağı ciddi şekilde sınama potansiyeline sahip bir olay olarak görülebilir.