Tesnim Haber Ajansı - İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, India Today medya organına verdiği röportajda adil, dengeli ve hakkaniyetli bir anlaşmaya varmanın mümkün olduğunu ve bunu gerçekleştirebileceklerini belirterek, "Elbette silahlı kuvvetlerimiz görevlerini yapmaya hazırdır ve biz kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz" dedi.
Röportajın tam metni şu şekildedir:
Sunucu: Başkan Trump'ın Ulusa Sesleniş konuşmasıyla başlayalım; en uzun konuşmasıydı ancak içinde İran'a yönelik uyarılar vardı. İran hazır mı?
Arakçi: Her şeyden önce davetiniz için teşekkür ederim. Sorunuza cevap vermek gerekirse, elbette hazırız. Hem savaş hem de barış olmak üzere her iki seçeneğe de tamamen hazırız.
Bildiğiniz gibi, Amerikan heyetiyle üçüncü tur görüşmelerimizi gerçekleştirmek üzere bu öğleden sonra Cenevre'ye gidiyorum. Önceki turda bazı ilerlemeler kaydettik. Bir tür mutabakata varabildik ve sanırım bu mutabakatlar temelinde bir anlaşma şeklinde bir şeyler inşa edebiliriz.
Bana göre adil, dengeli ve hakkaniyetli bir anlaşmaya varmak mümkündür ve biz bunu gerçekleştirebiliriz. Elbette silahlı kuvvetlerimiz görevlerini yapmaya hazırdır ve biz tıpkı geçen sefer yaptığımız gibi kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz. Geçen savaştan birçok ders çıkardık, bu yüzden şimdi çok daha hazırlıklıyız.
Aslında bu, amacın savaşı önlemek olduğu anlamına gelir. Savaşa hazır olduğunuzda onu önleyebilirsiniz; aksi takdirde onu evinize davet etmiş olursunuz. Dolayısıyla biz savaşı arzuladığımız için değil, savaşı önlemek istediğimiz için tamamen hazırız. Ben bir diplomasi adamıyım. Kendi işim hakkında konuşmalıyım ve izlediğimiz yolun bu sorunu çözmek için mümkün olan en iyi yol olduğuna inanıyorum.
İran'ın barışçıl nükleer programı için askeri bir seçenek yoktur. Eğer bir endişe, bir soru veya bir belirsizlik varsa biz bunu ele almaya hazırız. Soruları yanıtlamaya ve endişeleri gidermeye hazırız, ancak nükleer teknolojiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkımızdan vazgeçmeye hazır değiliz. Bu bizim tutumumuz ve talebimizdir. Bu nedenle yarın Cenevre'de üzerinde uzlaşılmış, adil ve dengeli bir çözüme ulaşma ihtimali olduğuna inanıyorum.
Dışişleri Bakanı: Füzelerimiz Savunma Amaçlıdır
Sunucu: Önceki hiçbir başkanla kıyaslanamayacak olan ABD Başkanının açıklamalarına bakın ve lütfen buna tepki verin. Ulusa Sesleniş konuşmasında İran'ın Amerika'ya ulaşabilecek füzeler geliştirdiğini açıkça söyledi. Ayrıca müzakerelerde şartlar hiçbir şekilde zenginleştirme yapılmaması yönündeydi. Füzelerle ilgili bu iddia tam olarak nereden çıkıyor?
Arakçi: Bence kendisi şu anda ne yazık ki yalan haberlerin kurbanı olmuş durumda. Biz böyle füzeler geliştirmiyoruz. Füzelerimizin menzilini kasıtlı olarak 2000 kilometre ile sınırlandırdık. Bu sadece kendimizi savunmak içindir. Füzelerimizin doğası savunma amaçlıdır; sadece caydırıcılık için üretilmişlerdir ve tıpkı geçen Haziran ayında işe yaradıkları gibi kendimizi savunmamıza yardımcı olmak içindir. O çatışmayı biz başlatmadık; İsrailliler ve ardından Amerikalılar başlattı. Biz sadece kendimizi savunduk. Onların bakış açısına göre yasadışı bir eylem olarak görülebilir, ancak bize göre meşru müdafaa çerçevesinde yasal bir eylemdi.
Arakçi: Tehditlere Asla Boyun Eğmeyeceğiz
Sunucu: Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri hakkında konuşuyorsunuz. Oralarda üsler var. Ancak onlar kendi topraklarının, hava sahalarının veya karasularının kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkça belirttiler. Bu bölgede kimse savaş istemiyor. Buna rağmen Başkan Trump'ın konuya Ortadoğu'daki müttefiklerinden ziyade Netanyahu'nun penceresinden baktığı görülüyor.
Arakçi: Bu, bölgedeki tüm ülkelerin benimsediği bir tutumdur. Arap dostlarımızı ve bölgedeki diğer ülkeleri kastediyorsunuz, onlar savaşa karşı olduklarını ve böyle bir şeyin olmasını istemediklerini açıkça belirttiler.
Evet, bazılarının topraklarında Amerikan üsleri bulunuyor. Kontrol edebildikleri ölçüde topraklarının, karasularının veya hava sahalarının İran'a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerine dair güvence verdiler. Bunun ne kadar kontrol edilebilir olduğunu bilmiyorum.
Onların bu tutumlarını takdir ediyoruz ve umarım bu durum devam eder. Ancak Allah korusun, Amerika bize saldırmaya karar verirse bölgedeki üsleri meşru hedefler olacaktır; ve bunlar komşularımızın veya başka bir ülkenin toprakları değil, Amerikan üsleridir.
Geçen sefer Katar'daki Amerikan üssüne saldırmaktan başka çaremiz kalmadığında, hemen değerli kardeşim Katar Dışişleri Bakanını aradım. Hatta saldırıdan önce onunla konuştum, bilgi verdim ve şöyle dedim: Lütfen kardeşim, bu saldırının Katar'a yönelik olmadığını biliniz. Bu saldırı maalesef Katar'da bulunan Amerikan üssüne yöneliktir. Durumu açıkladık ve bu eylemin kardeş ülkemiz Katar'a karşı olmadığı anlayışını yaratmaya çalıştık.
Sunucu: Omuzlarınızda büyük bir sorumluluk olduğunu biliyorum; tüm bölgenin ve hatta bugün dünyanın barışı için bir sorumluluk. Ancak Cenevre'deki görüşmeler başarısız olursa askeri seçenekler masada ve Dini Lider de hedeflerden biri olarak gösteriliyor. Washington'dan gelen mesajlarda bu durum oldukça net.
Arakçi: Evet, askeri seçenek mevcut. Etrafımızda devasa bir askeri varlık oluşturdular. Eğer amaçları bizi teslim olmaya zorlamak için tehdit etmekse, böyle bir şey asla gerçekleşmeyecektir. Bu kesindir. Bunu zaten kanıtladık.
Geçen savaşta İsrail bize saldırdığında, belki hatırlarsınız, savaşın üçüncü gününde kayıtsız şartsız teslim olun şeklinde bir mesaj yayınlanmıştı. Ancak böyle bir şey olmadı. 12 gün sonra onlar kayıtsız şartsız ateşkes istediler ve kayıtsız şartsız olduğu için biz de kabul ettik. Başarısız olmuş bir deneyimi tekrarlarsanız daha iyi bir sonuç elde edemezsiniz; özellikle de daha önce söylediğim gibi, şimdi eskisinden çok daha hazırlıklıyız.
Böyle bir durumda kimse için zafer olmayacaktır. Bu yıkıcı bir savaş olacaktır. Ve Amerikan üsleri bölgenin çeşitli yerlerine dağılmış olduğundan, ne yazık ki tüm bölge bu savaşa sürüklenebilir. Bu çok korkunç bir senaryodur; bunun hakkında konuşmak bile istemiyorum.
Bu bölgede savaş isteyen tek bir varlık var, o da İsrail'dir. Gerçek şu ki İsrail, Amerika Birleşik Devletlerini İran ile savaşa sürüklemeye çalışıyor. Bunu tek başlarına yapamazlar. Denediler, başarısız oldular ve Amerika'dan kendilerine yardım etmesini istediler. Ve şimdi bunun, Amerika Birleşik Devletlerini bu bölgede bir savaşa sürüklemeye yönelik bir İsrail planı olduğuna inanıyorum.
Sunucu: İsrail ile Netanyahu arasında bir ayrım yapıyor musunuz? Kendisi İsrail'in başbakanıdır.
Arakçi: O şu anda İsrail'i yöneten kişidir. Bu İsraillilerin felaket getirecek bir planıdır. Belki bölgedeki hegemonyalarını pekiştirmek istiyorlar ama böyle bir şey olmayacak. Bununla birlikte, Başkan Trump'ı İran ile savaşa sürüklemeye çalışanların onlar olduğunu gösteren birçok işaret görüyoruz; bu, gerçekleştiği takdirde çok üzücü olacak ve Amerikan halkının çıkarlarına aykırı olacak bir eylemdir.
Hindistan'ın Denge Politikası ve Gazze
Sunucu: Sayın Bakanım, tüm saygımla belirtmek isterim ki başbakanımız şu an İsrail'de bulunuyor. İran'ın bu konuya bakışı nedir? İran, Hindistan'ın hem İsrail ile hem de kendisi için önemli bir ortak olan İran ile ilişkilerini dengelemesini nasıl değerlendiriyor?
Arakçi: İsrail, tüm Gazze'yi yerle bir eden taraftır. 75 bin kişi öldürüldü ve bu bir iddia değil; bu, Gazze meselesiyle ilgilenen hemen hemen tüm uluslararası örgütlerin doğruladığı bir gerçektir.
Yetmiş bin kişi öldürüldü. Bu bir soykırımdır. Dolayısıyla soykırımcı bir rejimle etkileşimde bulunmayı uygun görmediğimiz açıktır. Elbette karar Hindistanlı dostlarımızındır. Ancak umarım Başbakan Modi oradayken Filistinliler meselesine ve onların kendi kaderlerini tayin hakkına da değinir ve belki de dünyaya savaşın bir çözüm olmadığını hatırlatır. Elbette bunu yapacağından eminim.
Biz Hindistan ile her zaman çok iyi ilişkilere sahip olduk. Hindistan İran'ın dostudur ve ilişkilerimizin tarihi kökleri vardır. Ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi alanlarda her zaman iyi ikili ilişkilere sahip olmaktan memnuniyet duydum ve bu sürecin devam etmesini istiyoruz. Mevkidaşım Sayın Jaishankar ile iyi bir iletişimim var. Her zaman görüş alışverişinde bulunuruz ve çok iyi kişisel ilişkilerimiz vardır.
Bu nedenle İran ve Hindistan'ın iyi ve dostane ilişkilerinin devamını diliyorum ve bu ilişkilerin devam edeceğine eminim. Ayrıca Hindistan'ın bölgemizde barış ve istikrarın sağlanması, İsraillilerin cinayetlerinin ve daha fazla Filistinlinin katledilmesinin durdurulması için olumlu ve yapıcı rolünü oynamasını umuyorum.
Güvenlik Zafiyetleri ve Suikastlar
Sunucu: Birçok üst düzey yetkilinizi ve komutanınızı kaybettiniz, suikastlarda şehit oldular. Artık komplodan söz edilmiyor; İsrail güçleri tarafından suikasta uğradılar. Güvenlik sisteminizin kırılganlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arakçi: Böyle bir zayıf noktamızın olduğunu kabul etmeliyiz. Artık bunun üstesinden geldik. Dediğim gibi, 12 günlük savaştan pek çok ders çıkardık. Evet, bu zayıf noktalarımızdan biriydi, ancak mesele şu ki tüm o üst düzey komutanların yerine derhal yenileri atandı ve biz aynı gün kendimizi savunmaya başlayabildik. İsraillilerin bize saldırdığı gece, biz de onlara füzelerle karşılık verdik ve her geçen gün füzelerimiz daha isabetli ve hedefe yönelik hale geldi.
İşte bu yüzden on ikinci günde ateşkes istediler; kayıtsız şartsız bir ateşkes. Amerikalılar beni arayıp "İsrail duracak, lütfen siz de durun" dediler. Biz de ateşkes kayıtsız şartsız olursa kabul ederiz, aksi takdirde kendimizi savunmaya devam edeceğiz dedik. Ancak kendi iç meselemizle ilgili olarak, bunun bir terör operasyonu olduğunu anlamamız gerektiğini söylemeliyim. Ve eminim ki Hindistan da benzer bir terör operasyonuyla karşılaşsaydı tam olarak aynı şeyi yapardı.
Sistemimiz kişilere bağlı değildir; halk tarafından desteklenen bir sistemdir. Birkaç gün önce İslam İnkılabının kırk yedinci yıldönümünde, İran İslam Cumhuriyetini desteklemek için farklı şehirlerde çok sayıda insanın sokaklara döküldüğünü gördünüz.
Hatta bu yıl katılımcı sayısı geçen yıldan bile fazlaydı, çünkü bu yıl insanlar tehditler olduğunu hissettiler ve sokaklara çıkıp üzerlerine düşeni yapmaları gerektiğini düşündüler. Bu yüzden hiç endişelenmiyorum.