İran’dan BM Güvenlik Konseyi’ne "Bütün Bombaların Anası" Tehdidi Sonrası Mektup
- İran haber
- 20 Ekim, 2026 - 09:43
Tesnim Haber Ajansı- İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği, ABD’nin İran’a karşı "Bütün Bombaların Anası" (MOAB) olarak bilinen GBU-43/B bombasını kullanma tehdidi ile İsrail rejiminin ülkenin enerji altyapısını hedef alma planlarına tepki göstererek BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Sekreteri’ne şikayet mektubu gönderdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Basın Ofisinin aktardığına göre, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçisi ve Geçici Maslahatgüzarı Golam-Hüseyin Darzi, BM Genel Sekreteri ile BM Güvenlik Konseyi Başkanı’na ilettiği resmi mektupta, ABD ve İsrail’in İran’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditlerini kınadı. Darzi, söz konusu tehditlerin bölgesel barış ve uluslararası güvenlik açısından felaket düzeyinde insani sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Görüşme ve temasların ardından iletilen mektubun tam metni şu şekildedir:
Bismillahirrahmanirrahim
Hükümetimin talimatı doğrultusunda ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliği ile toprak bütünlüğüne yönelik gerçekleştirdiği iğrenç, sürekli saldırıları ile güç kullanma tehditlerine ilişkin daha önceki mektuplarımın devamı olarak; Saygıdeğer Zâtıalinizin ve Güvenlik Konseyi üyelerinin dikkatini, ABD Başkanı’nın son dönemde İran’a karşı resmi adı "Kütlesel Hava Patlamalı Mühimmat" (MOAB) olan ve "Bütün Bombaların Anası" olarak da bilinen GBU-43/B bombasını kullanma olasılığına dair küstahça tehditlerine ve ayrıca İsrail rejiminin askeri saldırı tehditlerini yineleyerek İran’ın tüm enerji altyapısını hedef alma yönünde beyan ettiği niyetine acilen çekmek isterim.
– 15 Ekim 2026 tarihinde ABD medyası, Beyaz Saray ve Pentagon’un İran’a karşı "Bütün Bombaların Anası"nın olası kullanımını da içeren askeri seçenekler hazırladığını bildirmiştir. Aynı gün ABD Başkanı, bir televizyon mülakatında bu silahtan bahsederek İran’ı daha fazla saldırı düzenlemekle tehdit etmiştir.
– 18 Ekim 2026 tarihinde basında yer alan haberlere göre İsrail rejiminin Savaş Bakanı "Yisrael Katz", İsrail’in İran’a saldırmaya hazır olduğunu ve yeni bir saldırı durumunda "tüm enerji tesislerinin" hedef alınacağını açıklatmıştır; Katz bu eylemin amacının İran’ı "Taş Devri"ne geri götürmek olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a toplamda 35 bin bomba attığını ileri sürerek askeri kampanyalarının henüz sona ermediğini vurgulamıştır.
– Aynı gün, uluslararası alanda aranan bir savaş suçlusu olan İsrail rejiminin Başbakanı, İran’a karşı yeni bir saldırı savaşı başlatma yönündeki suç teşkil eden niyetini bir kez daha açıkça beyan etmiştir. Güvenlik Konseyi’nin bazı üyelerinin sessiz kalması ve açık desteğinin, bu şahsı soykırımcı zihniyetini sürdürme konusunda daha da cesaretlendirmesi son derece endişe vericidir.
ABD ve İsrail’in 13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026 tarihlerinde İran’a karşı başlattığı saldırı savaşları kapsamındaki bu kesintisiz tehditler ile İranlı sivillere ve kritik altyapı tesislerine yönelik kasten düzenlenen saldırılar, uluslararası hukukun felaket düzeyinde insani sonuçlarla ve bölgesel barış ile güvenlik açısından ciddi ihlallere yol açma riski taşımaktadır. Bunun sorumluluğu Amerika Birleşik Devletleri’ne, İsrail rejimine ve onların saldırgan eylemlerini ve devlet terörünü doğrudan veya dolaylı olarak destekleyen herkese aittir.
İran’ın sivil altyapılarına karşı "MOAB" (Bütün Bombaların Anası) bombasını kullanma tehdidi ve ülkenin tüm enerji altyapısının hedef alınması, uluslararası hukukun ağır bir ihlalini teşkil etmektedir. İran halkı arasında korku yaratma çabaları veya kritik sivil altyapıları kasten yok etme yönündeki her türlü tehdit, uluslararası insani hukukun ağır ihlallerinin yeni örnekleridir; bu durum ciddi, muhtemelen uzun vadeli insani ve çevresel sonuçlar doğurmakta ve ABD ile İsrail rejiminin sorumluluğunu daha da artırmaktadır. ABD ve İsrail rejimi, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve teamüli uluslararası insani hukuktan kaynaklanan yükümlülükler dahil olmak üzere uluslararası hukuk kurallarının hiçbirine bağlı kalmadıklarını defalarca göstermişlerdir.
Konunun ciddiyeti ve aciliyeti göz önüne alındığında İran İslam Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi’nden şunları talep etmektedir:
ABD ve İsrail rejiminden yasa dışı tehditlerine derhal son vermelerini ve BM Şartı ile uluslararası hukukun emredici kurallarından (jus cogens) doğan yükümlülüklerine tam olarak uymalarını derhal talep etmeleri.
Bir baskı ve korkutma aracı olarak kullanılan İran’a ve kritik sivil altyapılarına yönelik saldırı tehditlerini açıkça ve hiçbir muğlaklığa yer vermeyecek şekilde kınamaları.
Yetki ve görevleri çerçevesinde, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğe yönelik bu tehditleri ele almak ve ABD ile mütecaviz İsrail rejiminin hesap vermesini sağlamak amacıyla Güvenlik Konseyi’nin acil toplanması dahil derhal adımlar atmaları.
ABD ve İsrail rejiminin İran’a karşı günlük olarak işlediği uluslararası hukuka aykırı eylemlerden doğan zararların tamamen tazmin edilmesini ve hesap verilebilirliği garanti altına almaları.
Güvenlik Konseyi, yeni bir saldırı ve kritik sivil altyapıların yok edilmesi yönündeki açık tehditler karşısında sessiz kalamaz. Bu konuda eylemsiz kalınması, Birleşmiş Milletler sisteminin üzerine kurulduğu uluslararası hukuk düzenini ve Şart’ı daha da zayıflatacaktır.
İran İslam Cumhuriyeti, BM Şartı’nın 51. maddesinde belirtilen meşru müdafaa hakkını ve halkını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve hayati milli çıkarlarını tehlikeye atan her türlü tehdit kaynağına karşı gerekli tüm tedbirleri alma kararlılığını vurgulamaktadır. Güvenlik Konseyi sorumluluklarını yerine getirmekte yetersiz kalırsa İran, meşru müdafaa hakkını kullanacak ve uluslararası hukuka uygun olarak yüksek milli çıkarlarını korumak adına kararlı bir yanıt verecektir.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail rejimi, gerilimin öngörülemez ve kontrol edilemez şekilde tırmanma riski de dahil olmak üzere, her türlü yeni saldırının sonuçlarından tamamen sorumlu olacaktır.