Ensarullah'ın Çok Yönlü Zaferi ve ABD'nin Babülmendep Planının Başarısızlığı
- Batı Asya haber
- 13 Eylül, 2026 - 19:08
Tesnim Haber Ajansı- Yemenlilerin batı kıyısındaki büyük zaferi ve Babülmendep Boğazı üzerinde tam hakimiyet kurmaları, her ne kadar büyük bir askeri kazanım sayılsa da bölgesel ve belki de uluslararası boyutları olan çok sayıda siyasi mesaj barındırmaktadır.
Yemenlilerin Suudi Düşmana Karşı Birliği
Ürdünlü siyasi yazar İmad el-Hatbe, El-Meyadin için kaleme aldığı kısa makalesinde Sana'nın bu zaferinin boyutlarını değerlendirerek şunları yazdı: Askeri düzeyde Ensarullah'ın bu kazanımı, Suudi saldırgan koalisyonunun kayda değer herhangi bir askeri zafere ulaşmadaki acizliğini bir kez daha göstermiş ve Ensarullah Hareketi'nin Yemen iç çatışmasını bu ülkenin krizi için bir çözüm olarak görmediğini, savaşının yalnızca dış düşmanla olduğunu kanıtlamıştır.
Bu durum, daha önce saldırgan koalisyon saflarında paralı asker olarak savaşan yüzlerce Yemenlinin hızla teslim olmasında ve Yemen liderliği tarafından yayımlanan genel af emri ile aldatılmış ve yoldan çıkarılmış olanların kucaklanmasında açıkça görülmektedir.
Dolayısıyla denilebilir ki Ensarullah, Yemen'in evlatlarını kendi yurttaşlarına karşı savaşmaktan alıkoymayı başarmıştır ve Arabistan bu savaşta yalnız kalmak zorundadır; özellikle de bu ülkenin ortaklarından hiçbirinin, başta Amerika olmak üzere, etkili yardımda bulunmaya ve Yemen ile doğrudan savaşa girmeye razı olmadığı göz önüne alındığında.
Bu bağlamda Ensarullah'ın kazanımının önemi, Kızıldeniz'in girişini kontrol eden Muha limanını ele geçirmesinin ve Sana güçlerine karşısındaki tüm adalar üzerinde hakimiyet kapasitesi sağlamasının ötesine geçmektedir.
Ensarullah'ın Tüm Direniş Ekseni İçin Kazanımı
Öte yandan, Yemenlilerin bu büyük kazanımı, Amerikan-Siyonist düşmanla yüzleşmenin aynı çerçevesine girmektedir; zira Yemen'in direniş eksenindeki konumu, Gazze ve Lübnan'daki direnişe verdiği destek yoluyla açıkça ilan edilmiştir.
Bu, Ensarullah'ın gerektiğinde bu askeri avantajı, İran'ın Amerika ile savaşındaki tutumunu ve gelecekteki herhangi bir müzakereyi desteklemek için kullanmaktan çekinmeyeceği anlamına gelmektedir.
ABD'nin Babülmendep Planının Başarısızlığı
2015'ten bu yana Yemen'e karşı yıkıcı savaşta belirgin bir rol oynayan ve esasen Arabistan'ın bir koalisyonun başında Yemen karşıtı saldırıyı başlatması Washington'un emriyle olan Amerika, yeni aşamada da Yemen sahasındaki gerilimin tırmanmasında rol oynamış ve amacı, Ensarullah'ı ve genel olarak direniş eksenini, bölgesel savaşın ortasında bu eksenin baskı kaldıracı olarak Babülmendep Boğazı'ndan mahrum bırakmak olmuştur.
Bu planın başarısı, Cumhuriyetçilere ve genel olarak ABD Başkanı Donald Trump'ın ekibine, ABD Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluklarını korumaları için çok büyük bir şans verebilirdi.
Ancak Amerikalı stratejistlerin bu planın tasarımcıları olarak kavramaktan aciz kaldıkları şey, İran ve Yemen ordularının ne seçim kazanımları için ne de vekalet savaşlarında savaşmadığıdır.
Direniş ekseninin savaş doktrini; ulusal onur, tam bağımsızlık ve emperyalizm ile onun projelerine muhalefet kavramları üzerine inşa edilmiştir. Bu, uzlaşmaya ya da kâr-zarar hesabına tabi olmayan bir doktrindir; fedakârlık ve direnç, onun çekirdeğini oluşturmaktadır.
Trump, doğrudan yenilgiyi kabul etmese ve bunu itiraf etmekten kaçınsa da savaşın sonucundan duyduğu hayal kırıklığını gizleyememektedir; gerçekte Trump ve partisi şu anda kaçınılmaz ve tehlikeli bir konumda bulmaktadır kendilerini.
Trump'ın İki Ucu Keskin Oyunu
Bir yandan, İran ile savaşın yeniden başlatılmasına yönelik her türlü plan, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının kapanması riskini beraberinde getirmekte ve bu da ciddi bir küresel ekonomik krizin tırmanmasına yol açmaktadır. Ayrıca yeni aşamada Yemen'in de doğrudan sahaya inmesi ve Siyonist rejime karşı saldırılarını yeniden başlatmasının yanı sıra Afrika'daki, Cibuti ve Kenya dahil, ABD üslerini hedef alması da uzak bir ihtimal değildir.
Öte yandan ABD, ara seçimlerden önce Yemen'de doğrudan bir savaşa giremez; zira bu, İran ile savaşın feci sonuçlarını Amerikan kamuoyunda canlandıracak ve yenilgi ihtimalini kesin - ve potansiyel olarak yıkıcı - bir yenilgiye dönüştürecektir.
Sonuç olarak Trump, bugün kendi kurduğu tuzağa düşmüş durumdadır ve her geçen gün kaderinin, bölgede başlattığı savaşın sonucuna giderek daha fazla bağlı olduğunu fark etmektedir. Bu arada direniş ekseninin siyasi nüfuzu, sahadaki kazanımları nedeniyle artmaktadır.