İran Temsilcisi: 27 Havayolu Şirketine Yönelik Yaptırımlar Ekonomik Terörizmin Örneğidir
- İran haber
- 10 Eylül, 2026 - 11:40
Tesnim Haber Ajansı _ İran İslam Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler nezdindeki Büyükelçisi ve Temsilcilik Yardımcısı Gulam Hüseyin Derzi, Çarşamba günü yerel saatle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e ve Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı'na hitaben yazdığı mektupta, ABD'nin yeni yaptırımları ve bu ülkenin İran'a yönelik saldırıları hakkında şunları yazdı: ABD'nin İran'ın sivil havacılık sektöründe faaliyet gösteren 27 havayolu şirketi ve İran kuruluşuna yönelik yaptırımları, ekonomik terörizm, toplu cezalandırma ve insanlığa karşı suç örneği olup Birleşmiş Milletler Şartı'nın ve uluslararası hukukun temel kurallarının, bunlar arasında uluslararası insan hakları hukukunun ve sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerin açık bir ihlalidir.
İran'ın Birleşmiş Milletler nezdindeki Büyükelçisi ve Maslahatgüzarı'nın mektubunun tam metni şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
Hükümetimin talimatı uyarınca ve 26 Ağustos 2026 tarihli (S/2026/697) mektubumuzun devamında, zatıâlinizin ve sizin aracılığınızla Güvenlik Konseyi üyelerinin acil dikkatini, ABD'nin İran halkına karşı devlet terörizmi ve ekonomik saldırganlık biçimindeki bir başka feci eylemine çekmek isterim.
8 Eylül 2026'da ABD Hazine Bakanlığı, kendi ifadesiyle "yaptırım" olarak adlandırdığı bir dizi tedbiri, İran'ın sivil havacılık sektöründe faaliyet gösteren 27 havayolu şirketi ve İran kuruluşuna karşı uyguladığını duyurdu; bu adım, bu ülkenin İran halkına ekonomik yoksunluk ve baskı dayatmayı amaçlayan hukuk dışı tek taraflı zorlayıcı tedbirler kampanyasının daha da tırmandırılması anlamına gelmektedir.
ABD ve İsrail rejimi, 2025 ve 2026 yıllarında İran'a karşı yürüttükleri saldırgan savaşlar yoluyla hedeflerine ulaşmada başarısız olduktan ve diğer hükümetleri de bu hukuk dışı savaşlara katılmaya ikna edemedikten sonra, ABD askeri saldırıya bir alternatif olarak ekonomik zorlama ve baskıya başvurmuş; 24 Ağustos 2026'da ilan edilen ve "Ekonomik Dışlama Operasyonu" (Operation Economic Outcast) olarak adlandırdığı çerçevede, hayati sivil sektörleri sistematik biçimde hedef alarak ve İran halkını temel mal ve hizmetlerden mahrum bırakarak aynı hedefleri izlemeye koyulmuştur.
ABD artık ekonomik yoksunluğu, toplu cezalandırma ile siyasi baskı ve zorlama aracına dönüştürmüş; İran halkına kasıtlı olarak ağır ve öngörülebilir zararlar vermekte ve böylece yaşam hakkı, sağlık hakkı, gıdaya erişim hakkı ve uygun yaşam standardı hakkı dahil olmak üzere halkın temel haklarını doğrudan ihlal etmektedir.
ABD'nin son eylemleri, sivil havacılık güvenliğini ve sivil hayatı doğrudan etkilemesi bakımından özellikle endişe verici ve fecidir. Bu yaptırımlar ayrıca, uluslararası sivil havacılığın dünya milletleri ve halkları arasında dostluk ve anlayışı güçlendirme ve sürdürmedeki rolüne ilişkin giriş hükümleri de dahil olmak üzere Chicago Sözleşmesi'nin temel amaçlarıyla bağdaşmamaktadır. Bunun ötesinde, bu tür eylemler uluslararası sivil havacılık sistemini yöneten işbirliği ve iletişim temelli çerçeveyi zayıflatmakta ve sonuç olarak bu sistemin güvenli, sürdürülebilir ve erişilebilir sivil havacılığı garanti etmedeki rolünü olumsuz yönde etkilemektedir.
Havayolu şirketlerine yönelik yaptırımlar; sivil uçakların güvenli biçimde işletilmesi için gerekli olan yedek parça, teçhizat, bakım, onarım, muayene ve teknik hizmetlere erişimi aksatmakta; böylece yolcuları ve havacılık sektörü çalışanlarını önlenebilir risklere maruz bırakmakta ve aynı zamanda milyonlarca sivilin yer değiştirmesini kısıtlamaktadır.
Bu eylemler ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı'nın 3 Ekim 2018 tarihli emrine açık bir aldırmazlık anlamına gelmektedir. Divan, ABD'nin eylemlerinin sivil havacılık güvenliği ve ondan yararlananların hayatı üzerindeki olası etkilerini açıkça dikkate almış ve ABD'yi, İran'a sivil havacılık güvenliği için gerekli mal ve hizmetlerin serbest ihracının önündeki mevcut engelleri kaldırmakla yükümlü tutmuştur.
İran'ın sivil halkına kasıtlı ve yaygın biçimde ağır sıkıntı ve mahrumiyet dayatmak amacıyla ekonomik ve mali tedbirlerin sistematik kullanımı, siyasi baskı uygulama saikiyle, ekonomik terörizm, toplu cezalandırma ve insanlığa karşı suç örnekleri olup Birleşmiş Milletler Şartı'nın ve uluslararası hukukun, bunlar arasında uluslararası insan hakları hukukunun ve sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerin açık bir ihlalidir.
İran İslam Cumhuriyeti, hesap verebilirliğin sağlanması, zararın tazmini ve haklarının alınması için mevcut tüm hukuki kanalları ve kapasiteleri kullanacak; bu eylemlerin sorumlularını söz konusu hukuk dışı uygulamaların sonuçlarından dolayı takip ve mesul tutacaktır.
ABD'nin uluslararası hukuka aykırı eylemleri, bu ülkenin tam uluslararası sorumluluğunu doğurmakta olup buna, duruma göre eski hale iade, tazminat ve manevi telafi içeren, uğranılan zararların tam tazmini yükümlülüğü de dahildir. Bu husus, bu tür eylemleri emreden, yönlendiren, kolaylaştıran veya bilerek uygulayan kişilerin davranışına ilişkin uygulanabilir herhangi bir bireysel cezai sorumluluğa halel getirmez.
Yukarıdaki hususlar ışığında İran İslam Cumhuriyeti, Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi'nden Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca kendi sorumluluklarını yerine getirmelerini ve bu doğrultuda şunları yapmalarını talep etmektedir:
1. ABD'den, başta masum sivilleri hedef alan mevcut saldırgan eylemleri olmak üzere, tüm hukuk dışı tek taraflı zorlayıcı tedbirlerini derhal durdurmasını ve sona erdirmesini ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca yükümlülüklerini herhangi bir istisna olmaksızın tam olarak yerine getirmesini talep etmelerini.
2. İran'a karşı tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin ve diğer eylemlerin sürmesinden kaynaklanan ağır insani, insan hakları ve sivil koruma ile ilgili sonuçlara, bu eylemlerin sivil havacılık güvenliği ve sivil halkın refahı üzerindeki doğrudan ve öngörülebilir etkileri de dahil olmak üzere, eğilmelerini.
3. Tek taraflı zorlayıcı tedbirlerin, özellikle bu tür eylemlerin sivil halklara yaygın ve öngörülebilir zararlar verdiği durumlarda, siyasi baskı ve zorlama aracı olarak sistematik kullanımını şiddetle kınamalarını ve açıkça reddetmelerini; Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca uluslararası barış ve güvenliği korumak ve sivilleri korumak için gereken tedbirleri almalarını.
4. Tüm üye devletlerden, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı'nı ihlal eden ABD tek taraflı zorlayıcı tedbirlerini tanımaktan veya uygulamaktan kaçınmalarını talep etmelerini; özellikle sivil halklara yaygın insani zararlar veren ya da makul biçimde verme kapasitesine sahip olan eylemleri.