Tesnim haber ajansının İbranice haberler grubunun bildirdiğine göre, Moşe İlad, Siyonist rejimin Kanal 12 televizyonunun internet sitesinde yayımlanan bir yazısında, bu rejim ile ABD arasındaki ilişkilerin tarihinin, tüm ABD başkanlarının İsrail'e bağlı olduğunu gösterdiğini, bu yüzden seçim kampanyalarının mantığı ve söylemi ile ABD hükümetlerinin üstlendiği sorumlulukların mantığı arasında ayrım yapılması gerektiğini belirtti.
Daha önce de General George Keegan, Siyonist rejimin ABD için güvenlik katkısının on milyarlarca dolar olduğunu tahmin etmişti.
Yazar, yazısının bir başka bölümünde bu konuda şu ifadelere yer verdi: "Bu, iki taraf arasındaki ittifakın esasen kamuoyu sempatisine, değerlerin yakınlaşmasına veya Yahudi toplumunun nüfuzuna dayandığına inananların yaptığı hatanın aynısıdır. Doğrudur, bütün bu faktörler mevcuttur, ancak bu ittifakın, Cumhuriyetçi ve Demokrat başkanlar döneminde eşit ölçüde ve şiddetli anlaşmazlıklara rağmen yetmiş yılı aşkın süredir nasıl devam ettiğini açıklamamaktadır. Her süper gücün dış politikası her şeyden önce çıkarlar temelinde belirlenir. Eğer İsrail, ABD'nin çıkarlarına hizmet etmekten vazgeçseydi, hiçbir kamuoyu sempatisi bu ilişkinin derinliğini korumaya yetmezdi."
Haberde şu ifadelere yer verildi: "Donald Trump da söylem ile gerçeklik arasındaki uçurumu somutlaştırmaktadır. 2016 seçim kampanyasının başında kendini İsrail-Filistin ihtilafında 'tarafsız' biri olarak tanıttı, ancak başkan olarak Kudüs'ü (işgal altındaki Kudüs) İsrail'in başkenti olarak tanıdı, büyükelçiliği oraya taşıdı, İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıdı ve İbrahim Anlaşmalarını ilerletti. Bu politikaya karşı çıkılabilir, ancak onun tüm stratejik mülahazalardan haberdar olduktan sonra bu ittifakı derinleştirmeyi seçtiği gerçeğini görmezden gelmek zordur."
Haberde şu vurgu yapıldı: "Netanyahu hükümetiyle gergin ilişkileri ve yerleşim politikasına muhalefeti nedeniyle İsrail'in bir eleştirmeni olarak bilinen Barack Obama bile, iki taraf arasındaki tarihteki en büyük güvenlik yardımı anlaşmasını 10 yıl boyunca 38 milyar dolar değerinde imzaladı. Bununla, fiilen askeri yapının, İsrail'in bütçeye bir yük değil, stratejik bir yatırım olduğu yönündeki değerlendirmesini kabul etti."
Amerikan araştırmaları da bu sonucu teyit etmektedir. RAND Corporation, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi, Kongre Araştırma Servisi ve Washington Enstitüsü gibi önde gelen düşünce kuruluşları defalarca İsrail'in istihbarat, teknolojik yenilik, füze savunması, terörle mücadele ve İran ile onun eşlik eden eksenine karşı caydırıcılık alanlarındaki katkısına işaret etmişlerdir.
Habere göre, Arrow, Demir Kubbe ve Sihirli Değnek gibi sistemler ABD'nin işbirliğiyle geliştirildi, ancak İsrail'in operasyonel tecrübesi de ABD'nin kabiliyetlerinin yükseltilmesine ve ABD ordusu için dersler çıkarılmasına yardımcı oldu.
Siyonist rejimin Kanal 12 televizyonu haberinin devamında şu vurguyu yaptı: "Joe Biden, o zamanki senatörlüğünde bu kavramı daha 1986'da çok iyi formüle etmişti; şöyle demişti: 'Eğer İsrail olmasaydı, ABD bölgedeki çıkarlarını korumak için bir İsrail icat etmek zorunda kalırdı'."
Habere göre, nihayetinde İsrail ile ABD arasındaki ittifak, yalnızca sempati veya ahlaki taahhüde değil, esas olarak ortak çıkarlara dayanmaktadır. Bu yüzden bu ittifak, hükümet değişikliklerine, bölgesel krizlere, siyasi anlaşmazlıklara ve uluslararası sistemdeki derin dönüşümlere karşı dirençli kalmıştır.
Gelecekte izolasyonist sesler şiddetlense bile, stratejik gerçeklikle yüzleşmek muhtemelen bir kez daha Beyaz Saray'daki hemen hemen tüm seleflerinin vardığı aynı sonuca götürecektir: İsrail, ABD için yalnızca bir müttefik değil, ABD'nin Orta Doğu'daki stratejisinde temel bir unsurdur.