Azerbaycan ile ABD Arasında Stratejik Ortaklık; Enerjiden Güvenlik Anlaşmalarına Doğru

Tesnim haber ajansının uluslararası haberler grubunun bildirdiğine göre, son günlerde başlayan "Bakü Enerji Haftası" etkinlikleri, alışılagelmiş ve geleneksel enerji gündemlerinin ötesinde, Azerbaycan Cumhuriyeti ile ABD arasındaki münasebetlerdeki derin siyasi gelişmeleri gösteren diplomatik çerçevelerle birlikte yürütüldü.

Bu etkinliğin merkezi çekirdeğini oluşturan 31. Bakü Enerji Forumu, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in küresel enerji meselelerinin incelenmesi için saygın bir platform olarak nitelendirdiği bir buluşma oldu. Ancak bu toplantının ana mesajları, petrol ve gaz sanayi alanında değil, kapalı kapılar ardındaki diplomatik odalarda şekillendi.

Aliyev, bu forumun marjında, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı'nın Ekonomi, Enerji ve Ticaret İşlerinden Sorumlu Yardımcısı "Caleb Orr" başkanlığındaki üst düzey Amerikan heyetini kabul etti.

Bu görüşme, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın, ABD Başkanı Donald Trump'a, Özgürlük Destek Yasası'nın 907 sayılı değişikliğinin askıya alınmasının uzatılmasına ilişkin hatıra nüshasını gönderdiği için resmen teşekkür etmesinden sadece birkaç saat sonra gerçekleşti.

Uluslararası gözlemciler, bu zamanlama silsilesinin, Bakü ile Washington arasındaki ilişkilerin artık yalnızca enerji işbirliği çerçevesinde yorumlanamayacağını açıkça gösterdiğine inanıyor. Enerji Forumu, bu diplomatik yeniden yaratım için yalnızca uygun bir zeminken, Trump'ın siyasi jesti iki tarafın kapsamlı bir yakınlaşma yönündeki iradesini gözler önüne serdi.

Bir başka deyişle, bu olayların perde arkasında, ABD ile Azerbaycan arasında ortak bir büyük strateji kapsamında güvenlik, ekonomi ve enerji arasında giderek artan bir bağ görülüyor.

Sahadaki kanıtlar, anlaşmaların protokol niteliğindeki açıklamaların ötesine geçerek barış süreci, Orta Koridor, kritik mineraller, dijital altyapı, yapay zeka ve deniz güvenliği gibi hassas dosyaları da kapsadığını gösteriyor.

Bakü ile Washington Arasındaki Yeni Dinamiğin Ortaya Çıkışı Ağustos 2025'e Dayanıyor

Bu stratejik yakınlaşmanın temel taşı Ağustos 2025'te Washington'da atıldı. 8 Ağustos 2025'te İlham Aliyev ve Donald Trump, "Azerbaycan ile Amerika Birleşik Devletleri Arasında Stratejik Ortaklık Misakı"nı hazırlamak üzere bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına dair bir mutabakat zaptı imzaladı.

Bu olay eş zamanlı olarak, Ermenistan ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin normalleşmesi dosyasının, ABD'nin doğrudan denetiminde yeni bir formata aktarılmasına işaret ediyordu.

Bu yoldaki bir sonraki sıçrama bu yılın 10 Şubat'ında gerçekleşti; ABD Başkan Yardımcısı "JD Vance" Bakü'ye yaptığı bir ziyarette, İlham Aliyev ile Stratejik Ortaklık Misakı'nı resmen imzaladı.

Aliyev bu anlaşmayı ilişkilerde "tamamen yeni bir aşamaya" giriş olarak nitelendirirken, JD Vance bu misakın enerji güvenliği, savunma işbirlikleri, ulaştırma bağlantıları ve askeri silah satışı için sağlam bir kurumsal çerçeve oluşturduğunu vurguladı.

Bu misak, yıllık görüşmeleri, projeler için yol haritalarının çizilmesini, Orta Koridor'un geliştirilmesini, dijital altyapıyı ve yatırım platformlarını kapsıyor.

Dolayısıyla Caleb Orr'un Bakü ziyareti, Washington Zirvesi'nde ve Vance'in seyahatinde çizilen o güzergahın mantıklı bir devamı niteliğindedir. Hatta ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 28 Mayıs'taki Azerbaycan'ın Bağımsızlık Günü vesilesiyle yayımladığı tebrik mesajında da iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesi açıkça vurgulandı.

907 Sayılı Değişiklik Eksenindeki Siyasi Mesajların Deşifre Edilmesi

Caleb Orr'un Bakü ziyaretinin görünürdeki sebebi Enerji Haftası'na katılmak olsa da, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamasına göre Aliyev bu görüşmede, Trump'ın bu foruma gönderdiği yazılı mesajı övdü ve ilk "Azerbaycan-Amerika Ekonomik Diyaloğu"nun düzenlenmesini vurguladı.

Orr da Trump'ın ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun sıcak selamlarını Aliyev'e iletti. Ancak en önemli siyasi sinyal 907 sayılı değişiklik ekseninde verildi.

Aliyev sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Donald Trump'ın, 907 sayılı değişikliğin askıya alınmasının uzatılmasına ilişkin mutabakat zaptının hatıra nüshasını, kişisel bir notla birlikte kendisine gönderdiğini ifşa etti.

Bu eylemin önemi sembolik bir jestin ötesine geçiyor. Aliyev Amerikalı yetkiliyle görüşmesinde, bu değişikliği bir kez daha "haksız" olarak nitelendirerek, mevcut Bakü-Washington ilişkilerinin mahiyetiyle bağdaşmadığını söyledi.

Bu değişiklik yıllarca Washington'un Bakü'ye duyduğu güvensizliğin bir simgesi olarak görülüyordu. Her ne kadar tamamen kaldırılması ABD Kongresi'nin onayını gerektirse de, bu hatıra nüshasının gönderilmesi, Washington'un artık 907 sayılı değişikliğe yalnızca bir baskı aracı olarak bakmadığını, onu Azerbaycan'a daha fazla yakınlaşma yolunda bir pazarlık konusuna dönüştürdüğünü gösteriyor.

Bakü Beyaz Saray İçin Neden Daha Hayati Hale Geldi?

Her ne kadar enerji hâlâ bu ortaklığın ana sütunu olsa da, artık tek bileşen değil. ABD Büyükelçiliği tarafından yayımlanan misak metnine göre, iki taraf Orta Koridor boyunca, ulaştırma ve dijital altyapı alanlarındaki işbirliklerini genişletmeyi ve bu sektörlere kamu ve özel sermaye enjekte etmeyi öngörüyor.

Kritik minerallerin transit taşımacılığı ve yapay zekanın geliştirilmesi de bu belgenin diğer hükümleri arasında. ABD Maslahatgüzarı "Amy Carlon", 2026 yılının önceliklerini "ekonomik entegrasyon", "ikili ticaret" ve "siber güvenlik ve yapay zeka" olarak tanımlamıştı.

Bu gündem, Washington'un Bakü'ye bakışının değiştiğini gösteriyor; Azerbaycan artık yalnızca bir hidrokarbon ihracatçısı değil, Avrupa'nın enerji güvenliğini destekleyen bir kapı, Orta Koridor'un lojistik merkezi ve amacı Rusya'yı bölgedeki transit denklemlerinde marjinalize edip baypas etmek olan daha geniş bir jeo-ekonomik ağın bir parçası olarak görülüyor.

Amerikalı yetkililerin "Alat" Serbest Ekonomik Bölgesi ve Bakü Limanı hakkındaki açıklamaları da tam olarak bu süreci teyit ediyor. Jeopolitik açıdan, ABD'nin Güney Kafkasya'yı çevresel bir bölge olarak değil, stratejik ve transit bir rekabet alanı olarak gördüğü açıktır.