BAE'nin Pusulası Arap Birliğinden İsrail'in Kucağına Döndü

Tesnim Haber Ajansı- Batı Asya'da tırmanan gerilim ve savaşın gölgesinde yeni bir siyasi depremin ayak sesleri duyuluyor. BAE'nin petrol ihraç eden ülkeler grubundan (OPEC) ayrıldığının resmi olarak açıklanmasından bir hafta sonra, bazı haber kaynakları ülkenin Arap Birliği'nden de ayrılabileceğini duyurdu.

Bu haber henüz resmi makamlarca doğrulanmasa da, özünde Abu Dabi'nin dış politikasındaki derin stratejik eksen kaymasını gözler önüne seriyor. Bu hamle, Arap dünyasının en eski kurumlarından birini çöküşün eşiğine getirebilir. BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid'in danışmanı Enver Karkaş'ın son dönemde yaptığı "Ülkemiz tüm uluslararası taahhütlerini ve üyeliklerini stratejik bir değerlendirmeye tabi tutmaktadır" açıklaması, Arap Birliği'nden ayrılma seçeneğinin Emirlik karar vericilerinin masasında ciddi bir seçenek olarak durduğunu anlamak için yeterli görünüyor.

Suudi Arabistan ile Çatlak: İttifaktan Açık Rekabete

Bu olası kopuşu anlamak için Abu Dabi ile Riyad arasında oluşan derin uçuruma bakmak gerekiyor. Suudi Arabistan on yıllardır kendisini Arap dünyasının tartışmasız lideri (zaim) olarak görse de, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid artık bu geleneksel düzeni kabul etmiyor.

Abu Dabi, saldırgan dış politikasıyla bölgesel rolünü yeniden tanımlamanın peşinde. OPEC'ten sürpriz çıkış, bu eksen kaymasının sadece bir ön gösterimiydi. Bu rekabet, daha önce Riyad ve Abu Dabi'nin vekil güçleri arasındaki sahalarda da kendini göstermişti: Yemen'de BAE, ayrılıkçı "Güney Geçiş Konseyi"ni desteklerken, Suudi Arabistan Batı destekli hükümetin arkasında duruyor. Sudan'da da Abu Dabi, Riyad ve Kahire destekli orduya karşı "Hızlı Destek Kuvvetleri"ni desteklemekle suçlanıyor. OPEC ve şimdi de Arap Birliği'nden olası çıkış, BAE'nin artık ulusal çıkarlarını Suudi Arabistan'ın söz sahibi olduğu yapılara feda etmek istemediğini gösteriyor.

İran ile Savaş: Eksen Kaymasının Katalizörü

Suudi Arabistan ile rekabet buzdağının görünen kısmıysa, İran ile yaşanan gerilim bu süreci alevlendiren yakıt oldu. "Ramazan Savaşı" sırasında BAE, ABD askeri üslerine ev sahipliği yapması nedeniyle İran'ın füze ve İHA saldırılarının hedefi oldu; turizm, ticaret ve yabancı sermayeye dayalı ekonomisi felç oldu.

Ancak ekonomik yıkımdan daha önemlisi, bir illüzyonun çöküşüydü: Abu Dabi, Arap Birliği ve Fars Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeliğinin İran'a karşı gerçek bir savunma kalkanı oluşturmadığını anladı. Emirlik yetkilileri, bu örgütlerin pozisyonlarındaki "tarihi zayıflığı" açıkça eleştirerek güvenlik doktrinlerini değiştirdiler. Artık Abu Dabi, güvenliğin ithal bir meta olmadığı ve yeni ittifaklarla bizzat sağlanması gerektiği sonucuna vardı.

İsrail: Bölgesel Yeni Düzende Abu Dabi'nin Müttefiki

Birçok gözlemciye göre, 2020'deki İbrahim Anlaşmaları, Suudi-Emirlik bölgesel ittifak modelindeki kopuşun temel ön koşuluydu. Filistin davasının hala Arap dünyasının "birinci meselesi" olduğu dönemde, Arap Birliği'nden ayrılmak herhangi bir yönetici için siyasi intihar sayılırdı. Ancak Abu Dabi, Tel Aviv ile ilişkilerini normalleştirerek bu kırmızı çizgiyi aşma yolunda elini güçlendirdi. Öyle ki, Tel Aviv artık BAE için alternatif bir güvenlik sağlayıcısı haline geldi.

Nitekim 40 Gün Savaşı'nın ilk günlerinde BAE topraklarına Demir Kubbe sistemlerinin ve hatta İsrail askerlerinin konuşlandırıldığına dair raporlar basına yansıdı. Aynı zamanda Tel Aviv ile ilişki, ABD'nin kaya petrolü teknolojisi sayesinde Fars Körfez petrolüne bağımlılığının azaldığı bir dönemde, Abu Dabi'nin Washington ile köprülerini de sağlam tutuyor.

Pan-Arabizmin Sonu ve Yeni Bir Bloğun Doğuşu

BAE'nin Batı Asya'nın en eski çok taraflı kurumu olan Arap Birliği'nden resmi olarak çekilmesi önemli sonuçlar doğuracaktır. Kurucu ve zengin bir üyenin ayrılması, 80 yıllık bu kurum için ölümcül bir darbe olabilir. BAE için ise bu durum kısa vadede Arap dünyasında izolasyon ve "ihanet" suçlamalarını getirse de, uzun vadede stratejik hareket alanı ve pan-Arabizm zincirlerinden kurtulma anlamına geliyor.

Makro düzeyde bu kopuş, eski Arap düzeninin kesin sonu ve Arap dünyası içinde yeni güç bloklarının doğuşunun işaretidir: Ekseni BAE, İsrail ve ABD olan, temel meselesi artık Filistin değil, İran'ı zayıflatmak ve İsrail hegemonyası altındaki bir Orta Doğu'da hayatta kalmak olan güvenlik odaklı bir blok.

Açık olan şu ki; Abu Dabi'nin Arap Birliği'nden ayrılma seçeneğinin sadece masada olması bile derin bir dönüşümü anlatıyor. Eski Arap yapıları derin çatlaklar almıştır ve Abu Dabi bu kez geri adım atsa bile, savaş öncesi düzene dönüş artık mümkün değildir.

Yazar: Purya Levayi (Uluslararası İlişkiler Uzmanı)