1. İran
  2. Türkiye
  3. Batı Asya
  4. Dünya
  5. Röportaj
  6. Analiz/Makale
  7. Bilim/Uzay
  8. Spor
  9. Yaşam/Kültür
  10. Fotoğraf
  11. Karikatür
  12. Video
    • فارسی
    • english
    • عربی
    • עברית
    • Pусский
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter
  • İran
  • Türkiye
  • Batı Asya
  • Dünya
  • Röportaj
  • Analiz/Makale
  • Bilim/Uzay
  • Spor
  • Yaşam/Kültür
  • Fotoğraf
  • Karikatür
  • Video

Ermenistan-Türkiye İlişkilerindeki Kilidin Sorumlusu: Bakü mü yoksa Ankara mı?

  • 25 Nisan, 2026 - 02:59
  • Türkiye haber
Ermenistan-Türkiye İlişkilerindeki Kilidin Sorumlusu: Bakü mü yoksa Ankara mı?

Ermenistan'ın Bakü'nün Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesini durdurmadaki rolüne ilişkin iddiası bölgede yeni tartışmalara yol açtı.

Türkiye

Tesnim Haber Ajansı'nın uluslararası servisinin haberine göre, Ermenistan Parlamento Başkanı Alen Simonyan, İstanbul'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi çabalarını olumsuz etkilediğini ve engellemeler çıkardığını iddia etti.

Simonyan bu konuda şunları iddia etti: "Bir yandan Azerbaycan Cumhuriyeti bizimle müzakere ediyor; ancak diğer yandan Türkiye'nin bizimle müzakere masasına oturmasına izin vermiyor. Bu çok tuhaf bir durum. Türkiye bir şekilde bu ilişkilerin rehinesi haline gelmiştir."

Simonyan, daha önce Dağlık Karabağ sorunu çözüldükten sonra sınırların açılmasından bahsedildiğini ve bunun ardından odağın Ermenistan ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki barış anlaşmasına kaydığını belirtti. 17 madde üzerinde mutabakata varılmasına rağmen, bunun şu ana kadar pratik ve somut sonuçlara yol açmadığını ifade etti.

Bu açıklamalar, özellikle Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Antalya Diplomasi Forumu'ndaki konuşmasından hemen sonra yapılması nedeniyle dikkat çekti.

Erdoğan, Ankara'nın Ermenistan ile normalleşme sürecini "adım adım ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde" yürüttüğünü açıkça vurgulamıştı.

Bu bariz çelişki, konunun önemini daha da artırmaktadır: Ankara ve Erivan 2022'den bu yana normalleşme kanallarını açık tutarken, Türkiye liderliği bu süreci açıkça Ermenistan ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki barış gündemine bağlamıştır.

Bu nedenle, Simonyan'ın açıklamaları basit bir siyasi tavır alışının ötesine geçmekte ve iki paralel sürecin - yani Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşma ve Ermenistan ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki anlaşmazlığın çözümü - ne ölçüde iç içe geçtiği temel sorusunu bir kez daha gündeme getirmektedir.

Ankara-Bakü Stratejik İttifakının Tarihsel Kökleri

Bu krizin tarihsel arka planı oldukça açıktır. Türkiye, 1991 yılında Ermenistan'ın bağımsızlığını tanıdı, ancak iki ülke arasında diplomatik ilişkiler hiçbir zaman tesis edilmedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre, Ankara, 1993 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Kelbecer bölgesinin işgal edilmesinin ardından Ermenistan ile kara sınırlarını kapattı. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı da Türkiye'nin 1993 yılında hava ve kara sınırlarını kapattığını, ancak hava yollarının 1995 yılında kısmen açıldığını doğrulamaktadır.

Bu nedenle, sınırların kapatılması sadece Ankara ile Erivan arasındaki ikili gerilimlerden değil, aynı zamanda Dağlık Karabağ anlaşmazlığındaki daha geniş bölgesel dinamiklerden derinden etkilenmiştir. Son yıllarda bu uyum daha kurumsal bir hal almıştır. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki ilişkileri 'stratejik ittifak' seviyesine yükseltmiş ve 'tek millet - iki devlet' ilkesini ilişkilerinin siyasi temeli olarak resmileştirmiştir.

Analitik değerlendirmeler, son on yıllar boyunca Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önündeki ana engellerin Dağlık Karabağ anlaşmazlığı ve Bakü ile Ankara arasındaki stratejik koordinasyon olduğunu göstermektedir.

Başka bir deyişle, Türkiye'nin tutumu lobi gruplarından daha az etkilenmekte ve daha çok ülkenin enerji, güvenlik, transit ve bölgesel nüfuz alanlarındaki büyük çıkarlarına dayanmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında, Türkiye'nin Azerbaycan Cumhuriyeti ile dayanışması sadece duygusal bir slogan değil, jeopolitik bir seçimin parçasıdır.

Simonyan'ın İddialarının Gerçeklik Sınavı

Saha gerçeklerinin incelenmesi, Alen Simonyan'ın argümanının doğruluk payı taşısa da, gerçekliğin tam bir resmini sunmadığını göstermektedir. 2021 sonlarında başlayan mevcut normalleşme süreci çerçevesinde, iki ülkenin özel temsilcileri şu ana kadar 6 tur müzakere gerçekleştirmiştir.

1 Temmuz 2022'de taraflar, kara sınırlarını üçüncü ülke vatandaşlarına ve diplomatlara açma konusunda anlaşmaya vardı. Doğrudan uçuşlar Şubat 2022'de yeniden başladı ve doğrudan kargo uçuşlarına 2023 başında izin verildi. 29 Aralık 2025'te ise diplomatik ve hizmet pasaportu sahipleri için vize kolaylığı sağlanması konusunda bir anlaşma duyuruldu; Ermeni tarafına göre bu anlaşma 1 Ocak 2026'dan itibaren uygulanmaktadır.

Ancak Türkiye, bu yolda anlamlı ilerleme kaydedilmesini açıkça Bakü ile Erivan arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasına bağlamıştır. Ağustos 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki barış sürecindeki ilerlemeyi memnuniyetle karşılamış ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Kasım ayında parlamentoda, Türkiye'nin nihai barış anlaşması imzalandıktan sonra Ermenistan ile ilişkileri tamamen normalleştirmeye hazır olacağını söylemiştir.

Dolayısıyla, Simonyan'ın 'Azerbaycan Cumhuriyeti faktörüne' yaptığı atıf temelsiz değildir; ancak bunu sadece Bakü tarafından dayatılan bir engel olarak resmetmek basitleştiricilik olur. Ayrıca, barış anlaşmasının 17 maddelik taslağı 8 Ağustos 2025'te Washington'da imzalanmış olsa da, nihai anlaşma Ermenistan'ın anayasası ve diğer çözülmemiş zorluklarla ilgili sorunlar nedeniyle henüz imzalanmamıştır.

Bakü'nün Tepkileri ve Bölgesel Vizyon

Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki ana tepki çizgisi şu şekilde özetlenebilir: Ankara, Ermenistan dosyasında Bakü'nün diktesi altında hareket etmemekte, onunla yakın stratejik koordinasyon içinde adım atmaktadır. Azerbaycan medyası, Türkiye'nin sınırları açmayı 'rehin olmaktan' ziyade, Bakü ile kardeşlik ilkelerine dayalı olarak nihai bir çözümün ardından atılacak bir adım olarak gördüğünü savunmaktadır.

Simonyan'ın açıklamalarını, Antalya Diplomasi Forumu'nu dikkate almadan değerlendirmek zordur. 17-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen bu forumda, Ermenistan Dışişleri Bakanı'nın yoktu ve Erivan'ı Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan temsil ediyordu. Bu diplomatik heyet seviyesindeki düşüş, uzmanlar tarafından Erivan'ın Ankara'dan duyduğu memnuniyetsizliğin bir işareti olarak yorumlanmaktadır. Bununla birlikte, Kostanyan Türk mevkidaşı ile görüşmesinde Ermenistan'ın siyasi ve teknik olarak sınırları açmaya hazır olduğunu vurgulamış ve daha fazla ilerlemenin artık Ankara'ya bağlı olduğunu belirterek diyalog kapısının hâlâ açık olduğunu göstermiştir.

Bu arada, iç siyasetin zamanlaması da kilit bir faktördür. Ermenistan parlamento seçimleri 7 Haziran 2026 için planlanmıştır. Analistler, Simonyan'ın daha sert söylemlerinin iç kitleleri de hedef almış olabileceğini, hükümetin Türkiye ile ilişkileri normalleştirmeye hâlâ kararlı olduğunu ancak tek taraflı tavizler vermekten kaçındığını göstermeye çalıştığını düşünmektedir.

 
R1729/P
tasnim
tasnim
tasnim
  • Hakkında
  • İletişim
  • En Çok Okunan
  • Arşiv
bizi takip et:
  • RSS
  • Telegram
  • Instagram
  • Twitter

All Content by Tasnim News Agency is licensed under a Creative Commons Attribution 4.0 International License.