Kazakistan'ın Tehlikeli Dönüşü ve Tokayev'in 'Çok Yönlü Diplomasi' Yanılsamasının Sonu
- Dünya haber
- 23 Nisan, 2026 - 23:34
Tesnim Haber Ajansı'nın uluslararası servisinin haberine göre, Kazak siyasi analist ve eski diplomat Yerjan Dosmuhammedov, kaleme aldığı analiz yazısında Kazakistan hükümetinin dış politikasındaki endişe verici değişiklikleri ve diplomatik kusurları ele aldı.
Yıllardır Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkesinin 'çok yönlü' dış politikasını olgun bir diplomasinin ve rakip güç merkezleriyle ilişkilerde denge kurma yeteneğinin bir simgesi olarak dünyaya tanıtmaktadır. Ancak bölgesel gerilimler ve ABD ile Siyonist rejimin İran'a karşı askeri çatışmaları, bu doktrinin zayıf yapısını ifşa ederek, Astana'nın iddia edilen stratejik denge bütünlüğünü ciddi şekilde sorgulatan seçici bir uyum ve bağımlılık modelini gözler önüne sermiştir.
Astana'nın Çifte Standardı; Tahran Karşısında Pasiflik, Arap Şeyhlerine Coşku
İran'a karşı savaşın tam da şiddetlendiği sırada Tokayev, acele bir hamleyle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün liderlerine dayanışma ve destek mesajları göndererek, topraklarına yapılan saldırıları kınadı ve 'sözde kardeş halkları' desteklediğini vurguladı.
Buna karşılık, Kazakistan'ın İran karşısındaki tepkisi anlamlı ve üzücü bir şekilde ihtiyatlıydı. Taziye mesajları sadece Dışişleri Bakanlığı'nın resmi kanallarından yayınlandı ve kamusal söylem büyük ölçüde azaltıldı.
Tokayev, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın itidal çağrısını memnuniyetle karşılasa ve Astana'yı diyalog için bir yer olarak önerse de, Kazakistan'ın tarafsızlığı sadece görünüşte kaldı ve hiçbir olumlu siyasi sinyal getirmedi.
Diplomatik jestlerdeki bu asimetri o kadar belirgindi ki, yabancı medya bile bunu dengeli bir arabuluculuk olarak değil, tamamen seçici bir etkileşimin ve açık bir önyargının yansıması olarak yorumladı.
Astana'nın bu pasifliği için kamuoyuna yaptığı açıklamalar, Tokayev'in İran'ın iç siyasi dinamikleri hakkındaki müdahaleci açıklamalarıyla birleşti; bu açıklamalar, diplomatik protokoller açısından, BRICS bloğunda bağımsız bir ülke ve kilit bir ortak karşısında son derece profesyonelce olmayan ve gerekli ihtiyat duygusundan yoksundu.
Hain İbrahim Paktı ile Uyum ve Washington'a Boyun Eğiş
Astana'nın söylemlerindeki asimetri, çok yönlü doktrinin artık güçlerden eşit mesafede durmak anlamına gelmediğini, aksine mevcut Kazak hükümeti için ekonomik ve politik olarak daha cazip olan ortaklara, yani Basra Körfezi ülkelerine, ABD'ye ve küresel emperyalizm tarafından tasarlanan tehlikeli yeni bölgesel mimarilere doğru faydacı bir dönüş olduğunu açıkça göstermektedir.
Yerjan Dosmuhammedov'un raporuna göre, Kazakistan'ın hain 'İbrahim Paktı' (Washington destekli Siyonist rejimle ilişkilerin normalleştirilmesi girişimi) çerçevesiyle uyum sağlamaya yönelik hareketi, bu sapkın yön değişikliğinin açık bir örneğidir. Astana bu adımları kendi stratejik hedefleri doğrultusunda göstermeye çalışırken, bilgili gözlemciler bu eylemlerin tam olarak Washington'un bölgesel öncelikleri doğrultusunda tasarlandığını ve Kazakistan'ı giderek daha fazla Batı'nın siyasi ve ekonomik ağlarına hapsettiğini çok iyi bilmektedir.
Trump'a Dalkavukluk; İç Meşruiyet Krizini Örtbas Etme
Bu meselenin Amerikan boyutu, daha da fazla karmaşıklığı ortaya koymaktadır. Tokayev'in, Beyaz Saray ziyareti sırasında kendisini 'göklerden gönderilmiş bir elçi' olarak nitelendirdiği bildirilen ABD Başkanı Donald Trump'a karşı aşırı derecede dalkavuk söylemleri, analistler tarafından dış siyasi onay almak için yapılmış aşağılık bir girişim olarak değerlendirilmektedir.
Anayasa reformları ve yürütme yetkisini sağlamlaştırmasının ardından bağımsız kurumlardan ve insan hakları örgütlerinden gelen eleştiri dalgasıyla karşı karşıya kalan Tokayev, bu boyun eğmelerle kendine meşruiyet satın almaya çalışmaktadır.
Bu bağlamda, Washington'a yönelik kişiselleştirilmiş diplomatik sinyaller, sadece iyi niyet değil, aynı zamanda Kazakistan'ın zorlu iç siyasi günlerinde dış meşruiyete tutunma çabasıdır.
Rusya ve Çin'in Tutumları Karşısında Stratejik İzolasyon
Bu çelişki, Astana'nın tepkilerini diğer büyük güçlerin tutumlarıyla karşılaştırdığımızda daha da belirginleşmektedir. Kazakistan'ın geleneksel dengeleme çerçevesinin özünü oluşturan Rusya ve Çin, bölgesel gelişmeler karşısında yapılandırılmış ve uluslararası ilkelere dayalı tutumlarını ifade ettiler.
Moskova, gerilimin tırmandırılmasından kaçınılması ve siyasi çözüm gereğini vurgularken, Pekin ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini talep etti. Bu ilkeli tutumların karşısında, Kazakistan diplomasisi dengeli bir yaklaşımdan çok, fırsatçı bir yön değiştirme gibi görünmektedir.
Kazakistan'ın bölgesel krizler karşısındaki davranışları, denge maskesinin arkasında, Batılı güçlerin dayatmaları tarafından şekillendirilen gizli bir tercihler hiyerarşisi olduğunu göstermiştir. Bir ülke sürekli olarak bağımsızlıktan dem vuruyor, ancak hassas anlarda tamamen bağımlı bir şekilde davranıyorsa, jeopolitik ortakları bu ikiyüzlülüğü unutmayacaktır. Kazakistan'ın çok yönlü diplomasisi artık sağlam bir doktrin değil, artan dış baskılarla etkinliğini yitiren bir araçtır.