Tesnim Haber Ajansı'nın uluslararası servisinin haberine göre, Güney Kafkasya bölgesi son günlerde ABD'nin transit ve ekonomik projeler kisvesi altında şüpheli ve müdahaleci faaliyetlerine sahne olmaktadır. Washington'un 'Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu' (TRIPP) adlı sözde girişimi, görünüşte bölgedeki ulaşım çıkmazlarını kırma vaadiyle yeni jeo-ekonomik fırsatlar sunuyor, ancak aslında ABD ve NATO'nun İran sınırları yakınındaki nüfuzunu tamamlama projesidir.
Carnegie Avrupa Vakfı Kıdemli Araştırmacısı Thomas de Waal, bu ABD projesinin gizli boyutları ve ciddi engelleri hakkında, bu planın ekonomik bir dönüm noktası olmaktan çok, jeopolitik soru ve krizlerin odağında sıkışıp kaldığını gösteren bir rapor yayınladı.
ABD'nin Transit Kisvesi Altında Jeopolitik Nüfuz Girişimi
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 15 Nisan'da ülkesinin 'Trump Koridoru' projesinin uygulama aşamasına girdiğini duyurdu. Bu koridorun siyasi temeli, 8 Ağustos 2025'te Washington'da imzalanan ortak bildiriyle atıldı; bu belgenin amacı, Azerbaycan Cumhuriyeti ile Nahçıvan arasında Ermenistan toprakları üzerinden kesintisiz bağlantı kurulmasıydı. Ardından, 13 Ocak'ta ABD ile Ermenistan arasındaki uygulama çerçevesi, bu projeyi çok modlu bir transit ve sözde Orta Koridor'un (Hazarötesi) bir parçası olarak resmileştirdi.
Bununla birlikte, Thomas de Waal, bölgedeki gerilimler devam ettiği sürece, araştırma, güvenlik veya gözetim bahanesiyle Amerikan personelinin İran sınırına yakın bölgelere konuşlandırılmasının son derece zor ve maliyetli olacağını vurgulamaktadır. Washington, bu projeyi Trump'ın ikinci döneminin sonu olan 2028'e kadar tamamlamaya çalışıyor, ancak bu koridorun başarısını ABD'deki bir hükümetin jeopolitik kaynaklarına aşırı derecede bağlamak, onun ana Aşil topuğudur.
ABD Projesinin Güvenlik Zorlukları ve Mali Çıkmazı
Raporlar, bu projenin ana engellerinin doğrudan sahadaki gerçeklikler ve İran'ın bölgedeki otoritesiyle bağlantılı olduğunu göstermektedir. Sözde güzergâh, Aras nehri boyunca ve İran sınırının (Meğri) yakınından geçmektedir. Bu bölgede teknik incelemeler için Amerikalı uzmanların bulunması, özellikle ABD'nin doğası gereği düşmanca çatışmaları göz önüne alındığında, olağanüstü güvenlik riskleri taşımaktadır.
Buna ek olarak, finansman krizi de bu projenin üzerine ciddi bir gölge düşürmektedir. Amerikalı yetkililer, 2025 sonuna kadar bu plan için yaklaşık 400 milyon dolar topladıklarını iddia etmektedir, ancak Aras nehrinin öteki yakasında İran'ın otoritesinin gölgesi varken özel yatırımcıları çekmek fiilen başarısız olmuştur.
5 Mart'ta Nahçıvan havalimanına düzenlenen İHA saldırısı ve ABD'nin personeline bölgeye seyahat etmeme uyarısı gibi olaylar, bu tehditlerin tamamen pratik olduğunu göstermiştir. 21 Nisan'da geçici ateşkesin uzatılması da bölgedeki risklerin ortadan kalkmadığının, sadece dondurulduğunun kanıtıdır.
İran'ın Kırmızı Çizgileri ve NATO Transit Hayalleri
İran'ın ulusal çıkarları açısından, geleneksel güzergâhları bypass ederek ve bölgenin jeopolitiğini değiştirerek bölge dışı aktörlerin ve NATO'nun Güney Kafkasya'ya girmesine yol açacak her türlü plan kabul edilemez. Carnegie analisti, İran'daki güvenlik kurumlarının bu projeyi haklı olarak bir 'NATO hattı' veya nüfuz yolu olarak gördüğünü kabul etmektedir.
De Waal açıkça, İran'ın bu projeyi tamamen durdurmasına bile gerek olmadığını; sınırlar boyunca en ufak bir istikrarsızlık imajı yaratmanın bile bu ABD projesine yatırım yapma riskinin fiyatını aşırı derecede artırmaya ve Batılı müteahhitleri kaçırmaya yeteceğini belirtmektedir.
Rusya'nın Yaklaşımı ve Bölgesel Alternatifler
Bu arada Rusya da 'tüm kapıları açık tutma' stratejisini benimsemiştir. Moskova, Ermenistan demiryolu imtiyazını elinde bulundurarak baskı kaldıraçlarını korurken, ABD projesinin başarısız olması durumunda kendisini yeniden güvenilir tek ortak olarak konumlandırmaya çalışmaktadır.
Öte yandan, alternatif güzergâhlar da her zaman mevcuttur. Gürcistan hâlâ bölgenin ana transit kapısıdır ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı büyük miktarda yük taşımaktadır. Ayrıca, yaklaşık 2,4 milyar avro maliyetle 2030 yılına kadar planlanan 224 kilometrelik Kars-Dilucu demiryolu hattı, ABD'nin arzuladığı projenin münhasır önemini sorgulatmaktadır.
Ermenistan Seçimleri; Doğu ile Batı Arasında Rekabet Alanı
Siyunik-Nahçıvan'daki 43 kilometrelik demiryolu bölümünün inşası için (maliyeti 250 ila 400 milyon dolar arasında) finansman bulmak teknik olarak mümkün olsa da, jeopolitik olarak son derece belirsizdir. Güvenlik, sigorta, sınır yönetimi ve bağlantı yolları gibi gizli maliyetler bu rakamı astronomik seviyelere çıkarmaktadır.
Bu arka plana karşı, 7 Haziran'daki Ermenistan parlamento seçimleri büyük bir siyasi teste dönüşmüştür. Paşinyan, 'Gerçek Ermenistan' sloganıyla ve Rusya'ya bağımlılığı azaltıp Batı'nın bölgeye girmesini sağlamaya çalışarak, Moskova ve Ermeni diasporasının sert direnişiyle karşı karşıyadır.
Nihayetinde, Washington'un müdahaleci planının geleceği tamamen sahadaki gelişmelere ve Amerikan hegemonyasına karşı direnişe bağlıdır. Eğer bu proje başarısız olursa, Güney Kafkasya bir kez daha Batı eksenli transit hayallerinin çöküşüne tanıklık edecektir.