Tesnim Haber Ajansı Uluslararası Haberler Servisi'nin bildirdiğine göre, Trump'ın NATO üyesi ülkelerin desteğiyle Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alma yönündeki tehditleri ve blöfleri, bölgesel ve küresel analistlerin odak noktası haline geldi.
Bu bağlamda Türk analistler şu değerlendirmelerde bulunuyor: Bu süre zarfında NATO üyesi ülkelerden hiçbiri Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sırasında çatışmaya dahil olmadı; ancak şimdi Washington, yanlış bir yorum sunarak NATO'yu bölgeye çekmeye çalışıyor.
Ankaralı analistler, NATO askeri ittifakının 5. maddesinin, NATO'nun müdahale tarihindeki diğer örneklerin aksine İran için geçerli olmadığına dikkat çekiyor. Zira bu maddenin ruhu, "saldırıya karşı ortak savunma" ilkesine dayanıyor. Oysa İran, Amerika'ya saldırmamıştır ki diğer NATO üyeleri savunma amacıyla katılıma mecbur kalsın.
Ortak mı Bireysel Katılım mı?
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin yakın zamanda ABD Başkanı ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında Türk medyası, Rutte'nin Beyaz Saray'da Donald Trump ve J.D. Vance'in Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye yönelik aşağılayıcı tavrından çok daha kötü bir muameleyle karşılaştığını bildirdi. Bu nedenle Rutte'nin, Trump'ın şikayetleri ve bağırıp çağırmalarından kurtulmak için kendisine NATO üyelerinin Hürmüz Boğazı meselesini ele almak üzere ortak bir gündem üzerinde çalışacakları sözünü vermeye çalıştığı ifade edildi.
Rutte, NATO üyelerinin Hürmüz Boğazı meselesine yaklaşımına değinmese de, İngiltere Başbakanı Starmer ile istişare ederek boğazdaki düğümü çözmeye yönelik bir fikri değerlendirdiğini duyurdu. Buna rağmen diğer NATO üyeleri bu konuda sessiz kaldı ve İngiltere'nin kendisi de Rutte ve Trump ile birlikte hareket edeceğine dair bir açıklama yapmaktan kaçındı.
CNN Türk televizyonunda yayımlanan bir açık oturumda, mevcut koşullarda Donald Trump'ın iç muhalefeti ve eleştirmenleri yatıştırmak için ne pahasına olursa olsun Hürmüz Boğazı sorununu çözmeyi umduğuna dikkat çekildi.
Trump bu hedefe ulaşmak için NATO'dan yardım almak istiyor. Ancak şu anda NATO üyeleri arasında Amerika'yı destekleme konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor.
Uzmanlar şu değerlendirmelerde bulunuyor: İngiltere gibi bir ülke, sınırlı bir şekilde, özel koşullar altında ve Amerika ile ikili stratejik ilişkileri çerçevesinde Trump'ı desteklemeye razı olabilir. Ancak böyle bir durum NATO'nun devreye girmesi anlamına gelmeyecektir. Eldeki veriler, İngiltere'nin katılımı durumunda bile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ülkesini savaştan uzak tutmaya devam etmek istediğini ve Trump'ın sert eleştirilerine rağmen Hürmüz Boğazı ile ilgili herhangi bir karara katılmaktan kaçınacağını gösteriyor.
Türkiye'nin tanınmış stratejistlerinden Abdullah Çiftçi, NATO üyelerinin Hürmüz Boğazı meselesine dahil olmaktan çekindiğini belirterek şu sonuca vardıklarını düşünüyor: Donald Trump, amaçsız, risk ve tehlikelerle dolu bir savaşta, uzmanların İran'ın direnci ve gücü konusundaki uyarılarını dikkate almadan gayrimeşru bir saldırıya girişmiştir ve NATO kendini bu krize sürüklememelidir.
Bahçeli'den Üçüncü Dünya Savaşı Uyarısı
Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı konusundaki tekrarlanan blöf ve tehditleri ile dayatmacı yaklaşımı nedeniyle İslamabad müzakerelerinin başarısızlığa uğraması, Erdoğan'ın Cumhur İttifakı'ndaki siyasi ortağında endişelere yol açan bir konu oldu.
Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli, şu anda Erdoğan'ın ana ortağı konumunda Türkiye'nin politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bahçeli, dün gece tv100 kanalında canlı yayımlanan bir tartışma programı sırasında programın genel yayın yönetmenine bir not göndererek mevcut gelişmelerle ilgili endişelerini dile getirdi.
Bahçeli şu ifadeleri kullandı: "Pakistan'ın başkenti İslamabad'da gerçekleştirilen İran-Amerika müzakerelerinin sonuçsuz kalması, küresel barış ve istikrara yönelik tehdit endişelerini bir kez daha beraberinde getirmiştir ve artık Üçüncü Dünya Savaşı'nın çıkma riskine karşı yüksek sesle uyarıda bulunulabilir."
Türkiye'nin bu önemli siyasetçisi sözlerine şöyle devam etti: "Mevcut koşullarda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in çağrısına dayanarak, Çin, Rusya, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla Küresel Barış Konseyi'nin aktif hale getirilmesini öneriyoruz. Bize göre Türkiye, Küresel Barış Konseyi toplantısının düzenlenmesi için ev sahibi rolünü üstlenebilir."
Türk analistler, dün gece ve bu sabahki değerlendirmelerinde Bahçeli'nin sözlerini önemli bulduklarını belirterek şu konuya dikkat çektiler: Bu önerinin MHP lideri tarafından gündeme getirilmesi, Erdoğan'ın ve ekibinin de bu değerlendirmeye vardığı ancak önerilerini Bahçeli'nin diliyle duyurmak istedikleri anlamına gelmektedir.
Türkiye ve İran'a Yönelik Sinsi Bir Plan
Türk analistler şunları kaydediyor: NATO askeri ittifakındaki ortak eylem için karar alma mekanizması göz önüne alındığında, ABD Başkanı Donald Trump, kendi istekleri doğrultusunda NATO'nun gücünü ve kapasitesini kullanma yolunda fiilen bir çıkmaza girmiştir ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak veya bölgeyi abluka altına almak amacıyla ortaklarından kendisine eşlik etmelerini bekleyemez. Çünkü NATO anlaşmasının beşinci maddesi, NATO'nun herhangi bir üyesine saldırı düzenlenmesi halinde, diğer üyelerin de bunu kendilerine yönelik bir eylem olarak kabul edip savunma amacıyla sahaya inmesini öngörmektedir. Ancak mevcut durumda Amerika'nın saldırısına uğrayan taraf İran'dır ve 5. madde mekanizmasını aktif hale getirmek için hiçbir çözüm yolu veya gerekçe bulunmamaktadır. Ne var ki bu arada, Mossad istihbarat servisiyle bağlantılı bazı analistler tarafından Donald Trump'ın ekibine sinsi bir çözüm önerisi sunulmuştur.