Şeyh Naim Kasım: Siyonist Rejimle Her Türlü Müzakereyi Kesinlikle Reddediyoruz
- Batı Asya haber
- 13 Nisan, 2026 - 23:15
Tesnim Haber Ajansı Uluslararası Haberler Servisi'nin bildirdiğine göre, Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan'ın saha ve siyasi durumu hakkında bir dizi tutum açıklayarak "Amerika ve İsrail saldırganlığını" şiddetle kınadı ve Lübnan hükümetini bu durumla yüzleşmeye çağırdı.
Bu konuşmanın en önemli eksenleri şöyledir:
(Lübnan ile İsrail arasındaki Kasım 2024 dolaylı anlaşmasına atıfta bulunarak) Bu anlaşma "saldırıların tamamen durdurulması, esirlerin serbest bırakılması ve yeniden inşanın başlamasını" vurguluyordu; ancak İsrail 15 ay boyunca tek bir maddesini bile uygulamadı ve Amerika'nın tam desteğiyle saldırılarına devam etti.
Uygun zamanda karşılık verdik ve Lübnan'a karşı çok büyük bir saldırı planının olduğu ortaya çıktı. Düşmanın bizi gafil avlamasını ve çok ağır bir hasar vermesini engelledik.
Düşmanın hedefi açıktır: Büyük İsrail projesinin bir başlangıcı olarak Lübnan'ın gücünü yok etmek. İsrail için tüm Lübnan hedeftir; güneyin işgali tüm Lübnan'ın işgali demektir ve ülke çapında katliamın genişletilmesi tüm Lübnan'ın hedef alınması demektir.
Mevcut durum Lübnan'ı yutmak ve halkını, gücünü ve direnişini yok etmek için verilen bir savaştır. Bu savaş kuzeyin güvenliği savaşı değildir; Lübnan'ı yok etmeye yönelik bir saldırıdır.
(Hükümetin performansını eleştirerek) Saldırı durumunda, orduyu ve güvenlik güçlerini seferber ederek karşı koymak Lübnan hükümetinin görevidir. Hükümetin zayıflığı haklı gösterilebilir, ancak hükümetin İsrail'in elinde bir araca dönüşmesi ve aldığı iç kararlarla Lübnan cephesini zayıflatması kabul edilemez.
Amerika ve İsrail "orduyu, direnişin silahlarını alabilecek ve kendi halkıyla savaşabilecek kadar güçlendirmek" istiyor; ancak "bu, Lübnan ordusunun yapacağı bir şey değildir."
Lübnan'ın varlığı ve bağımsızlığı hedef alındığı için direnmeye karar verdik ve vatanı savunmak için "Asf-ı Me'kul" savaşında savaşıyoruz.
Bu müzakereler sonuçsuzdur ve Lübnan'ın müzakere etmeme yönündeki icmasını doğrudan müzakereye dönüştürmek istemektedir. Bu süreç, Lübnan'ın, milletin ve devletin aşağılandığı hükümetin zararlı tavizlerinin bir parçasıdır.
Ateşkes olmasını istediğinizi söylüyorsunuz; ama onlar ne diyor ve elinizde ne gibi bir baskı aracı var? Gelin saldırganlığa karşı birlikte duralım, sonra gelecek hakkında konuşuruz.
Kararımız şudur: Ne durulacağız ne de teslim olacağız; meydan konuşacak.
(Lübnan'ın Batı yanlısı hükümetine yönelik sert eleştirilerinin devamında): Siyonistler işgallerini pekiştirmek, nüfuz alanlarını genişletmek ve her askerden yararlanmak istiyor. Egemenlik, özgürlük ve halkın korunması hükümetin görevidir; söyleyin ne yaptınız ve ne gibi bir başarı elde ettiniz? Zaman ve fırsat israfından başka?
Egemenliği korumanın tek yolu anlaşmanın tam olarak uygulanmasıdır: Saldırıların tamamen durdurulması, düşmanın tüm topraklardan derhal çekilmesi, esirlerin serbest bırakılması ve halkın sınır şeridindeki son eve kadar evlerine dönmesi. Yeniden inşa resmi bir kararla, uluslararası destekle ve tüm destekçilerin katılımıyla gerçekleştirilmelidir. Önce bu beş madde uygulanmalı, ardından biz Lübnanlılar gelecek hakkında karar verebileceğiz.
Saldırılar devam ederse önümüzde iki yol var: Asla gerçekleşmeyecek olan teslimiyet ya da karşı koymak.
Yetkililer tüm araçlarla saldırganlığa nasıl karşı koyacaklarını düşünmelidir.
Eğer biri teslim olmayı düşünüyorsa, gidip kendisi teslim olsun; biz asla teslim olmayacağız ve son nefesimize kadar meydanda kalacağız.
Biz hakkı istiyoruz ve dünyaya Lübnan'ın ordusu, halkı ve direnişiyle düşman karşısında yenilmez olduğunu gösteriyoruz.
Biz değil, onlar bize saldırıyor; hükümet saldırganlığı kolaylaştırmaya yardımcı olduğu sürece, düşman buna devam edecektir.
Gerçekleri çarpıtmayın; biz açık bir düşmanla savaşıyoruz. Bu, Lübnan'ın İsrail-Amerika'ya karşı savaşıdır; topraklarımız işgal edildi ve gençlerimiz öldürülüyor.
Bizim için zaman veya fedakarlık miktarı ölçü değildir; bizim ölçümüz direnmek, onuru korumak ve toprakları özgürleştirmektir.
Evlerin yıkılması ve tampon bölge oluşturulması büyük bir cinayettir ve bunun sorumluluğu faillere aittir.
Yeniden inşa ve halkın tam dönüşü olmadan saldırganlığın sona ermesi mümkün değildir.
Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyine konuşlanması, hükümet ve direnişin yapıcı işbirliğinin bir sonucuydu; biz kolaylaştırdık ve orduyla hiçbir gerginlik yaşanmadı.
Servetini yağmalamak için İran'ı güçsüz bırakmak istediler; ancak İran direnişi, fedakarlığı ve yetenekleriyle onları şaşırttı.
İnkılap Rehberi'ni bir grup komutan ve halkla birlikte şehit ettiler, ancak İran birleşti; yeni rehber Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney seçildi, komuta yapısı yeniden inşa edildi ve halk meydanlara indi.
İnşallah İran muzafferdir; İran Lübnan'ı ateşkese dahil ettiğinde Lübnan'da bazıları rahatsız oldu. İran ile ve bize yardım edebilecek her ülkeyle işbirliği yapmalıyız.
Amerika, Amerika'nın son teklifini kabul etmesi için topun artık İran'ın sahasında olduğu, aksi takdirde Amerika'nın devam etmeye istekli olmadığı izlenimini veriyor. Bu büyük bir aldatmacadır. Amerika'nın müzakereden başka çaresi olsaydı savaşa devam ederdi. Dolayısıyla, Trump diğer tüm yolları deneyip sonucunu gördüğüne göre, gerçek şu ki herkesten çok müzakereye muhtaçtır.
"Deniz Ablukası" Amerika'nın Yeni Fikri mi Yoksa Başarısız Bir Hesaplama mı?
Bazıları Amerika'nın İran'ı denizden abluka altına alma kararının yeni bir girişim ve Amerika'nın aklına yeni gelen modern bir çözüm olduğunu, belki de Amerika'nın çıkmazlarına bir çare olabileceğini düşünüyor! Ancak gerçek şu ki, bu seçenek üçüncü dayatılan savaşın başlamasından önce bile mevcuttu ve savaş boyunca da Amerikalılar defalarca bunu kullanmak istediler; ancak sahadaki gerçeğin sert duvarı onlara bu izni vermedi ve bundan sonra da böyle bir seçeneği başarılı bir şekilde uygulayamayacaklar.
Eğer bu girişimin Amerikalılara bir faydası olsaydı, müzakereye gelmezlerdi. Dolayısıyla bu abluka pozu, müzakere odasında tavize dönüştürmek için sadece psikolojik bir baskı aracı gibi görünüyor. Bu da İran ekibinin çok iyi farkında olduğu bir durumdur.