Bekayi: Her Türlü Senaryoya Hazırız, ABD'nin Saldırıları Barbarlıktır
- İran haber
- 02 Nisan, 2026 - 03:03
Tesnim Haber Ajansı Dış Haberler Servisi'nin bildirdiğine göre, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Hindistan'ın Republic TV kanalına verdiği röportajda İran İslam Cumhuriyeti'nin tutumunu ve savaşla ilgili son gelişmeleri değerlendirdi.
Sunucu Bekayi'ye, "Bilgilerinize göre, İran içinden ABD'lilerle perde arkasında ileri düzey görüşmeler yürüten alternatif bir grup var mı?" diye sordu. Bekayi şu yanıtı verdi: "Gelin neler olduğuna bir bakalım. Tüm retoriklerden veya çelişkili açıklamalardan bağımsız olarak, 28 Şubat'ta yaşananlar bir savaş eylemiydi ve İran milletine dayatılan yasadışı bir savaştı. Dolayısıyla, son 9 ay içinde ikinci kez açık bir saldırganlık eylemine maruz kalan bir ülkeden, medeniyet kurucu bir devletten bahsediyoruz."
Bekayi sözlerine şöyle devam etti: "Ve biliyorsunuz, biz görüşmeler yürütürken ABD'nin müzakere masasını devirip onurlu bir millete saldırması ilk kez olmuyor. Ne için? Kendileri bile bilmiyor. İran'dan acil bir tehdit olduğunu söylediler. Ardından Pentagon bunu derhal yalanladı. Acil bir tehdit olmadığını belirttiler. Ayrıca, İran'ın nükleer programının, asla var olmayan bir şey olan nükleer silaha doğru saptığından bahsettiler."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şunları kaydetti: "Nükleer programımız tamamen barışçıldır ve nitekim haziran ayında İran'ın nükleer programını yok ettiklerini iddia ettiler. Ancak şimdi herkes bunun yanılsamalara dayalı bir savaş olduğu sonucuna varmıştır. Bu, sadece İran'a değil, tüm bölgeye dayatılan ve tüm uluslararası toplum için sonuçları olan yasadışı bir savaştır."
Sözcü şunları belirtti: "Biz birleşmiş bir milletiz. Kendi kaderimizi tayin hakkımızın bir parçası olarak 1979'daki halk devriminden doğan bir devletiz. Dolayısıyla ne derlerse desinler, kendileri çalıp kendileri oynayabilirler. Ancak açık olan şu ki, biz direnişçi bir milletiz. Biz halk devriminden gelmiş bir devletiz ve bu, işleyen, gelişmiş bir sistemdir. Liderimizi ve komutanlarımızı suikastla öldürmelerine rağmen, tüm millet topraklarını, egemenliğini savunmak ve bu barbarca saldırı eylemine karşı koymak için birleşmiş durumdadır."
Sunucu sordu: "Peki ama ABD ile kim konuşuyor? Çünkü Trump müzakerelerin sürdüğünü iddia ediyor ve kendisiyle müzakere edenlerin, iyi niyet göstergesi olarak 20 petrol tankerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçeceğine dair söz verdiklerini söyledi. Siz bunu resmen yalanlarken, o bunu müzakerelerin varlığına dair bir tür kanıt olarak sundu."
Bekayi şu ifadeleri kullandı: "Bakın, birtakım iletişimler oldu. Pakistan dâhil olmak üzere arabulucular vasıtasıyla İran'a diplomasi talebinde bulunan mesajlar iletildi. Ancak daha önce böyle bir deneyim yaşamışken, ABD'nin diplomasi iddiasına karşı sadece İranlıların değil, tüm uluslararası toplumun tepkisinin ne olacağını tahmin edebilirsiniz." Bekayi sözlerini şöyle sürdürdü: "Haziran ayında, altıncı tur müzakerelerden sadece bir veya iki gün önce, tam da müzakere yürüttüğümüz sırada İran'a saldırdılar. Bu kez de 28 Şubat'ta, müzakere edip olası bir anlaşmanın teknik ayrıntılarını görüşmek üzere Viyana'da tekrar bir araya gelme konusunda anlaştıktan sadece iki gün sonra İran'a yeniden saldırdılar."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şunları vurguladı: "Bu nedenle, onlar ne zaman diplomasiden bahsetseler, herkesin buna şüpheyle yaklaşması gerekir. Ancak bunun dışında, dediğim gibi, evet, arabulucular vasıtasıyla İran'a mesajlar ulaştı. Tutumumuz son derece açıktır: Bombardıman ve füze saldırıları altındayken, milletimiz kendini savunmaya odaklanmıştır."
Sunucu sordu: "Pakistan üzerinden gelen bu mesaj ne zaman iletildi?" Üst düzey İranlı diplomat, "Sanırım birkaç gün önce, yaklaşık bir hafta önceydi." şeklinde yanıt verdi.
Sunucu: "Yaklaşık bir hafta önce. Şunu sorayım, asıl mesaj neydi? Şartlar öne sürülmüş müydü? 15 maddenin olduğu söyleniyor. Mesaj net miydi? Tam olarak ne iletildi?"
Bekayi şu yanıtı verdi: "Eminim ayrıntılara girmemi beklemiyorsunuzdur. Her şeyi ulu orta söylemeyi seven Amerikalıların aksine, biz kamuoyu önünde müzakere yapmıyoruz. Söylediğim gibi, şu anda İran ile ABD arasında kesinlikle bir müzakere bulunmuyor." Bekayi, "Ancak bir şey açıktır: Arabulucular aracılığıyla aldığımız mesajlar, onların aşırı ve mantıksız taleplerini yansıtmaktadır. İşte bu nedenle İranlılar bu mesajlara büyük bir kuşkuyla yaklaşıyor. Şu an yaptığımız şey, hiçbir şeyin bizi topraklarımızı ve egemenliğimizi savunmak gibi kutsal bir görevden alıkoymasına izin vermemektir." dedi.
Sunucu: "Aynı konu üzerinden devam edersek, bu talepleri aşırı ve mantıksız olarak nitelendirdiniz. Bir televizyon röportajında ayrıntılara giremeyeceğinizi biliyorum ama yanıtınızın ne olduğunu sormak istiyorum." Bekayi şu şekilde yanıtladı: "Dediğim gibi, yetkililerimiz bu mesajları inceliyor ve ne zaman yanıtımızı arabulucular vasıtasıyla iletmeye karar verirsek, bunu yapacağız."
Sunucu sordu: "ABD'liler, özellikle de Donald Trump, sizin hükümetiniz dışında birileriyle konuştuklarını iddia ediyor. Bu perde arkası görüşmelerin, durumu kontrol altında tutan ancak hükümetinizin bir parçası olmayan biriyle yapıldığını ima ediyor. Böyle biri var mı yoksa doğrudan sizinle mi konuşuyorlar? Bunun tamamen netleşmesini istiyorum."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şu yanıtı verdi: "Söylediğim gibi, Amerikalı yetkililerin zihnini okuyamam. Ancak kesin olan bir şey var: Arabulucular vasıtasıyla mesajlar aldık ve bu mesajlar inceleniyor. İran milleti için önemli olan, bu saldırganlığa karşı kendini savunmaktır. Dolayısıyla bu retoriklerle yönümüzden sapmamalıyız. İran milleti, kendi bütünlüğünü savunmada birleşmiştir."
Sunucu sordu: "Sadece emin olmak için, mesaj aldığınızı söylediniz. Bu mesajların Ayetullah Hamaney liderliğindeki İran İslam Cumhuriyeti hükümetine ulaştığını söylemek doğru olur mu?" Diplomasi kurumunun sözcüsü şöyle devam etti: "Evet, İran milletini temsil eden İran İslam Cumhuriyeti'nden bahsediyoruz. Tüm milleti temsil eden bir hükümetimiz var ve herkes İran'ı savunmada birleşmiş durumdadır."
Sunucu sordu: "Bu tamamen açık. Peki Donald Trump neden sizinle iletişim halinde olduğunu inkâr ediyor? ABD Başkanı neden bu konuyu reddediyor?" Bekayi şöyle dedi: "Bilmiyorum. Bunu uluslararası toplum ve sizin izleyicileriniz yargılamalıdır. Bu çelişkili açıklamalar, ABD yönetiminin bu savaşı neden başlattığını gerçekten bilmediğini gösteriyor. Bu, tüm bölgeye dayatılan ve tüm dünya için ciddi sonuçları olan yasadışı bir savaştır. Dünyadaki tüm enerji sektörünün bu savaştan etkilendiğini görebilirsiniz. Bu İran'ın suçu değil, bu savaşı nedensiz yere başlatanların suçudur."
Sunucu, İran'ın bir kara harekâtı durumunda savaşma kapasitesine sahip olup olmadığını ve böyle bir saldırı bekleyip beklemediklerini sordu. "İran medyası 'Cehenneme hoş geldiniz, Amerikan askerlerini tabutlarda geri göndereceğiz' dedi. Bu bir tehdit mi yoksa sadece bir duruş mu?" diye sordu.
Diplomasi kurumunun sözcüsü şunları ifade etti: "Bu, bir medeniyete dayatılan utanç verici ve haksız bir savaştır. Arkamdaki görüntüleri görüyorsunuz; 28 Şubat'taki saldırının ilk saatlerinde Minab'da şehit olan 175 masum öğrenci ve öğretmen." Bekayi sözlerine şöyle devam etti: "Saldırganlıklarında hiçbir sınır tanımıyorlar. Biz her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız. Silahlı kuvvetlerimiz savunma konusundaki kararlılığını göstermiştir. Tüm millet, onları yaptıklarına pişman etmeye kararlıdır. Dolayısıyla kara harekâtı da dâhil olmak üzere her türlü saldırıya hazırız."
Sunucu sordu: "Bilgileriniz ne yönde? ABD, adalar veya Hürmüz Boğazı gibi bölgelere yaklaşıyor mu? Böyle bir hamleyi olası görüyor musunuz?" Bekayi şu yanıtı verdi: "Onlar bu yasadışı savaşı başlattıklarında, her türlü yasadışı eylemi gerçekleştirmeye hazır olduklarını gösterdiler. Dolayısıyla hiçbir senaryoyu göz ardı edemeyiz.
Bu nedenle güçlerimiz her türlü olasılığa karşı koymaya hazırdır. Hiçbir hukuki veya ahlaki sınıra uymadığını gösteren iki nükleer güçle karşı karşıyayız."
Sunucu: "Moralinizin düşük olduğunu, füzelerinizin azaldığını ve başka seçeneğinizin kalmadığını söylüyorlar. Ayrıca ateşkese razı olmazsanız daha geniş çaplı saldırılar düzenleyecekleri tehdidinde bulundular. Yanıtınız nedir?"
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şunları kaydetti: "Bırakın istediklerini düşünsünler. İran milleti, vatansever bir millet olduğunu göstermiştir. Ülkemizi savunmak için elimizdeki her şeyi kullanacağız. Yanlış hesaplarla bu savaşı başlattılar ve bu stratejik bir hataydı. Milletimiz ve silahlı kuvvetlerimiz her türlü duruma hazırdır."
Sunucu sordu: "Ayetullah Hamaney'in durumu nasıl? Trump onun hayatta olup olmadığını bilmediğini söyledi." Diplomasi kurumunun sözcüsü şu açıklamayı yaptı: "Kendilerinin sağlığı yerindedir ve ikinci olarak, İran tek kişiden ibaret bir ülke değildir. Her İranlı bir liderdir. Her İranlı ülkesini savunmayı öğrenmiştir. Liderimizi ve komutanlarımızı suikastla öldürerek ülkenin çökeceğini sandılar ama bu gerçekleşmedi. Biz tarih boyunca, ülkeyi savunmanın her bireyin sorumluluğunda olduğunu öğrendik."
Sunucu: "Öğrencilerin başına gelenlerden dolayı şok olduğumuzu belirtmek isterim ve başsağlığı diliyoruz." dedi. Diplomasi kurumunun sözcüsü şunları vurguladı: "Bu sadece buzdağının görünen kısmıydı. Son 32 gün içinde birçok olay yaşandı. Hatta okullara karşı yeni silahların kullanıldığına dair raporlar var. Bu, onların savaş suçları işleme niyetinde olduklarını gösteriyor. Kritik altyapıları yok etme tehdidi savaş suçunun bir örneğidir. Bu barbarlığa geri dönüştür ve uluslararası toplum buna karşı uyanık olmalıdır. Eğer bu süreç devam ederse, dünyada hiç kimse buna benzer eylemlerden güvende olamayacaktır. Uluslararası hukukun temel ilkeleri ihlal ediliyor."
Sunucu: "Gelin Hürmüz Boğazı hakkında konuşalım. Gemilerin geçişini kısıtlamayı veya bunu bir baskı aracı olarak kullanmayı planlıyor musunuz?" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şu ifadeleri kullandı: "Bu gerçeğin çarpıtılmasıdır. İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı olan ülkelerden biridir. Biz yıllardır bu rotanın güvenliğini sağlıyoruz. Aldığımız önlemler savaş koşullarından kaynaklanmaktadır. Düşmanların bize saldırmak için bu rotayı kullanmasına izin verebilir miyiz? Birçok gemi koordinasyon sağlanarak geçiş yapmaya devam ediyor. Hint gemileri bile hiçbir sorun yaşamadan geçiş yaptı."
Sunucu sordu: "Peki Hint izleyicilerimiz için soruyorum, gemilerin geçişi devam edecek mi?" Bekayi şu yanıtı verdi: "Hindistan halkına büyük saygı duyuyoruz. Yakın tarihi ve kültürel bağlarımız var. Eylemlerimiz tamamen güvenliği sağlamaya yöneliktir ve düşmanca olmayan gemiler geçiş yapabilir."
Sunucu: "ABD, boğazı açık tutmak için askeri güç gönderebileceğini söylüyor. Denizde bir çatışma ihtimali var mı?" Diplomasi kurumunun sözcüsü şöyle konuştu: "Başkalarını bu savaşa sürüklemeye çalışıyorlar. Ancak birçok ülke bundan kaçındı. Gelecekte bölge ülkelerinin işbirliğiyle bu rotayı yönetmek için mekanizmalar oluşturulabilir."
Sunucu: "Bu, 400 kilogramdan fazla zenginleştirilmiş uranyumu nerede tuttuğunuzu tüm dünyaya açıklamak için iyi bir fırsat. ABD medyası sürekli olarak bu saldırıların hedefinin İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu ele geçirmek olduğunu söylüyor. Onu sakladınız mı? Resmi tutumunuz nedir?" Diplomasi kurumunun sözcüsü şu açıklamayı yaptı: "Bu da bir başka saptırmadır. İran hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmamıştır. 1960'lı ve 70'li yıllarda başlayan nükleer programımız tamamen barışçıldır. İran 1970 yılından beri NPT üyesidir ve 1974'ten bu yana Orta Doğu'da nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulmasını desteklemektedir." Bekayi sözlerine şöyle devam etti: "İran'ın nükleer silah peşinde olduğu iddiası on yıllardır tekrarlanan bir yalandır. Tüm faaliyetlerimiz Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) denetimi altındadır.
O maddeler de saklanmadı, hedef alınan tesislerin enkazı altında bulunuyor." Bekayi ayrıca, "Bölgede nükleer silaha sahip olan tek rejim İsrail'dir. İran asla böyle bir arayış içinde olmamıştır ve bu durum hem askeri doktrinimizde hem de ilkelerimizde yasaklanmıştır." diye ekledi.
Sunucu sordu: "Ancak nükleer silah yapmanın eşiğinde olduğunuz ve bunun İsrail için bir tehdit oluşturduğu söyleniyor." Bekayi şu yanıtı verdi: "Bu da doğru değil. Eğer gerçekten endişe duyuyorlardıysa, neden nükleer anlaşmadan çekildiler? Ajans, İran'ın taahhütlerine bağlı kaldığını defalarca onayladı. Onlar İran'ın davranışları yüzünden değil, anlaşmayla aynı fikirde olmadıkları için anlaşmadan çekildiler."
Sunucu: "Şimdi de savaşın yayılması konusu; İran'ın savaşın kapsamını diğer ülkelere taşıdığı söyleniyor. Bu saldırılar devam edecek mi?" Diplomasi kurumunun sözcüsü şunları belirtti: "Biz hiçbir ülkeye saldırmadık. Kendimizi savunuyoruz. İran'a yönelik saldırıların birçoğu bölge ülkelerindeki ABD üslerinden gerçekleştiriliyor." Bekayi sözlerine şöyle devam etti: "Komşu ülkelerle bir düşmanlığımız yok, ancak uluslararası hukuka göre kendimizi savunma hakkımız var. Bölge ülkelerinden kendi topraklarının veya hava sahalarının İran'a karşı kullanılmasına izin vermemelerini talep ettik."
Sunucu sordu: "Rusya ve Çin'den askeri veya istihbarat yardımı alıyor musunuz?" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şu şekilde yanıtladı: "Biz kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmiş bir ülkeyiz. Saddam ile olan savaşta da durum böyleydi. Askeri teçhizatımız yurt içinde üretiliyor. Elbette Rusya ve Çin gibi dost ülkelerle işbirliğimiz var, ancak savunma alanında tamamen kendimize yetiyoruz."
Sunucu sordu: "Son olarak, müzakere ve ateşkes için bir şartınız var mı?" Diplomasi kurumunun sözcüsü şu ifadeleri kullandı: "Her şeyden önce bu savaş döngüsünün tekrarlanmayacağından emin olmalıyız. Biz sorumlu ve bölgede barış isteyen bir ülkeyiz. Ancak onlar diplomasiyi ihlal ettiler. Dolayısıyla bunun bir daha yaşanmayacağına dair bir garanti olmalıdır."
Sunucu: "Yani müzakereler ancak bombardıman durduktan sonra mı mümkün olabilir?" Bekayi şu noktaya dikkat çekti: "Bir ülke bombardıman altındayken müzakere edilebilir mi? Halkımız şu an savunmaya odaklanmış durumda."
Sunucu sordu: "Savaşa daha ne kadar devam edebilirsiniz?" Diplomasi kurumunun sözcüsü şöyle yanıtladı: "Saddam'la olan savaşta Tahran'ı bir hafta içinde alacaklarını söylediler ama sekiz yıl sürdü. Biz direnişçi bir milletiz ve düşmanları yaptıklarına pişman edene kadar devam edeceğiz."
Sunucu Bekayi'ye kişisel güvenliğinden endişe edip etmediğini sordu. Diplomasi kurumunun sözcüsü şu yanıtı verdi: "Ben diplomasi alanında sıradan bir askerim. Tüm İran halkı ülkesini savunuyor. Biz fedakârlık yapmaya hazırız. Önemli olan benim kişisel hayatım değil, büyük bir millet ve büyük bir medeniyet olarak İran'dır."