Füze Üstünlüğü ve Düşman Hava Savunmasının Çöküşü: İran Savaş Alanında Üstün Konumda
- İran haber
- 22 Mart, 2026 - 02:29
Tesnim Haber Ajansı - Savunma Bakanlığı Sözcüsü General Rıza Talayinik şunları ifade etti: "İslam Devrimi Lideri'nin 2026 (1405) yılı için ilham verici ve belirleyici stratejisi, ulusal savunmayla eşgüdümlü olarak yaşam standardının yükseltilmesi ekseninde açıklanmış ve kendileri yeni yılın adını 'Ulusal Birlik ve Ulusal Güvenliğin Gölgesinde Direniş Ekonomisi' olarak belirlemiştir. Bu durum, söz konusu üç alan arasındaki derin bağı göstermektedir."
General Talayinik sözlerine şöyle devam etti: "Bu isimlendirmenin anlamı; ekonomi, savunma ve güvenliğin tam bir bütünlük içinde, hem teorik hem de pratik alanda birbirini tamamlamasıdır. Sahada görülen şey, İran halkının yaşam standartlarını yükseltme, ulusal savunmada rol alma ve düşmana karşı cihat etme yolunda eşzamanlı bir hareket sergilemesidir."
Talayinik, "Yaşam ve savunma arasındaki bu sinerji, Devrim Lideri'nin mesajına uymanın bir sonucudur ve halkın 2025 (1404) yılındaki direnişi ile fedakarlığı göz önüne alındığında, 2026 (1405) yılını İran halkı için zafer, başarı ve refah yılına dönüştürebilir." dedi.
Sözcü ayrıca şunları ekledi: "Bu stratejiye göre, bir yandan devlet, kurumlar ve halk katılımı yaşamın sürdürülmesi ve iyileştirilmesi yönünde aktif olmalı, diğer yandan ise ulusal savunma ile halkın ve savaşçıların destan yazması devam etmelidir; zira bu iki alan birbirinin ayrılmaz parçasıdır."
Savunma Bakanlığı Sözcüsü şu vurguyu yaptı: "Güvenlik ve savunma olmadan yüksek bir yaşam düzeyine ulaşmak mümkün değildir; buna karşılık caydırıcılık gücünün yeniden inşası ve güçlendirilmesi de ülkede yaşamın devamlılığına ihtiyaç duyar. Bu nedenle İran'da hem hayatın akışına ve toplumsal canlılığa hem de ulusal savunma ve destanın devamlılığına eşzamanlı olarak şahit oluyoruz."
General Talayinik, "Silahlı Kuvvetler ve Savunma Bakanlığı; halkın talepleri, komuta kademesinin vurguları ve şehit ailelerinin beklentileri doğrultusunda, düşman tamamen durdurulup teslim olana kadar aralıksız savaş yoluna güçlü bir şekilde devam edecektir. Sahadaki kanıtlar da bu gerçeği doğrulamaktadır." diye konuştu.
Savaşın gidişatı ve geleceğine dair açıklamalarda bulunan Talayinik, şunları kaydetti: "Bu konu üç açıdan incelenmelidir: Savunmanın haklılığı, askeri güç ve savaşın akıbeti. Haklılık açısından, savaşın başlatıcılarının Siyonist rejim ve ABD olduğuna şüphe yoktur ve bu savaş, İran halkına dayatılmış bir savaştır."
Talayinik sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu iki aktör, savaşın standartlarını, kurallarını ve ahlakını ihlal ederek çok sayıda suç işlemiştir. Bugün dünya kamuoyu bu savaşın mahiyetinin farkına varmış, ABD ve Siyonist rejimin politikalarına karşı küresel çapta muhalefet dalgası giderek yayılmaktadır."
Savunma Bakanlığı Sözcüsü, "Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi dahil olmak üzere hukuki standartlar ile dini, milli ve insani temellere dayanarak İran İslam Cumhuriyeti meşru müdafaa hakkına sahiptir ve hak ile insanlık cephesinde yer almaktadır." dedi.
Savunma gücünün unsurlarını açıklayan Talayinik şunları ekledi: "İlk unsur, İran cephesinin halka dayanmasıdır; öyle ki İran halkı bütüncül bir şekilde savaşçıların yanında yer almakta ve düşman teslim olana kadar savaşın devamı yönünde irade göstermektedir, oysa karşı cephe böyle bir destekten yoksundur."
Talayinik sözlerini şöyle sürdürdü: "İkinci unsur, komuta bütünlüğü ve silahlı kuvvetlerin uyumudur. Bazı üst düzey komutanların şehit olmasına rağmen bu durum zayıflamamış, aksine daha da güçlenerek devam etmiş ve sahanın yönetimi etkili bir şekilde İran güçlerinin kontrolünde kalmıştır. Düşman ise sürekli hedef değiştirerek ve terörist eylemlere başvurarak kafa karışıklığı ve stratejik çıkmaz belirtileri göstermiştir."
"Üçüncü unsur ise silah ve teçhizat kapasitesidir; nitekim İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin füze ve insansız hava aracı (İHA) gücü bugün savaş alanında somut bir şekilde kendini göstermiş olup, Siyonist rejimin işgali altındaki tüm topraklar bu yeteneklerin menzili içindedir."
Savunma Bakanlığı Sözcüsü, "Düşmanın İran'ın askeri gücünün zayıfladığı yönündeki iddialarına rağmen, kapsamlı operasyonların devam etmesi ile İslam Devrim Muhafızları Ordusu ve İran İslam Cumhuriyeti Ordusu tarafından gerçekleştirilen onlarca operasyon dalgası, ülkenin silah kapasitesinin azalmadığını; aksine stratejik rezervler ve yerli üretime dayanarak güçlü bir şekilde sürdüğünü göstermektedir." vurgusunu yaptı.
Talayinik, "Son haftalarda düşmanın hava savunma sistemlerinin kademeli olarak çökmesi, İran Silahlı Kuvvetleri'nin hedefleri füze, İHA ve seyir füzesi alanlarında daha yüksek bir hassasiyet ve etkiyle vurmasını sağlamıştır." dedi.
General Talayinik sözlerine şöyle devam etti: "Bu kapasite, silah üretimi alanında, özellikle de füze ve İHA sektöründe yirmi yılı aşkın süredir yapılan stratejik yatırımların bir sonucudur. Savunma Bakanlığı, İslam Devrim Muhafızları Ordusu ile özel sektörün ve bilgi tabanlı şirketlerin kapasitelerinin katılımıyla geliştirilen bu güç, bugün savaş alanında operasyonel olarak kullanılmaktadır."
Sözcü, "Bu sürecin devam etmesi ve halk, devlet ve silahlı kuvvetler arasındaki sinerji, stratejik hedeflerin gerçekleşmesini ve bu savaşta nihai zaferi müjdelemektedir." dedi.
Ülkenin silah kapasitesinin gelişimine değinen Talayinik, "Son yıllarda Savunma Bakanlığı'nda savunma ürünlerinin çeşitliliği ve üretim hacmi artmış, özel sektör de bu sürece etkin bir katılım sağlamıştır. Ayrıca İran İslam Cumhuriyeti Ordusu, 'Araş' gibi İHA'ları Silahlı Kuvvetler'in makro planları çerçevesinde ve Başkomutan, hükümet ve meclisin desteğiyle üreterek savunma altyapısının güçlendirilmesinde önemli bir rol oynamıştır." ifadelerini kullandı.
Talayinik sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün sahada görülenler, İran'ın operasyonel üstünlüğünü göstermektedir; öyle ki Devrim Muhafızları Ordusu'nun füze yağmuru, Ordunun İHA hareketliliği ile gücü ve donanma birliklerinin kıyılardan, gemilerden ve hatta ülke derinliklerinden seyir füzelerini kullanma biçimi; savaşın ilk haftalarına kıyasla isabet hassasiyetinin, yıkım gücünün ve operasyonel çeşitliliğin arttığını kanıtlamaktadır."
Savunma Bakanlığı Sözcüsü, "Bu süreç; savaşın sürdürülmesi, art arda operasyonların icrası ve saldırıların etkisinin artırılması için geçmişten gelen stratejik öngörü ve tedbirlerin sonucudur. Aynı zamanda düşmanın hava savunma kapasitesi de hissedilir bir şekilde azalmıştır." dedi.
Açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Denizcilik alanında düşman fiilen sahayı terk etmiştir. Bugün Fars Körfezi ve Umman Denizi'nde düşman gemilerine dair hiçbir iz bulunmamakta olup, okyanusların derinliklerine geri çekilmişlerdir. Bu durum, onların bu alanda tamamen çöktüğünün bir göstergesidir."
Talayinik, "Hürmüz Boğazı konusunda da ABD'nin müdahale edememe acizliğini örtbas etmeye yönelik psikolojik çabaları, medyadaki algı operasyonları üzerinden yürütüldü. Ancak pratikte, bu stratejik geçiş noktasında güvenliği sağlama gücü ve hakimiyet, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri'nin elindedir." vurgusunu yaptı.
Sözcü şunları ekledi: "İran İslam Cumhuriyeti, kendisine yönelik her türlü tehdit kaynağını, Siyonist rejimin işgalindeki toprakların ötesinde bile olsa, bölgenin herhangi bir noktasında hedef alma kabiliyetine sahiptir. Bu, ülkenin giderek artan bir ivmeyle büyüyen entegre savunma ve saldırı gücünü göstermektedir."
Ulusal gücü destekleyen unsurlara da değinen Savunma Bakanlığı Sözcüsü, "Devletin iradesi, ulusal destek, hükümetin, meclisin ve sistemin diğer organlarının rolü ve halkın varlığı, ülkenin iç işlerini yönetirken aynı zamanda herhangi bir kriz yaşamadan savaş alanındaki savaşçıları desteklemesini sağlamıştır." ifadelerini kullandı.
General Talayinik, "Ayrıca kolluk kuvvetleri, Besic ve İstihbarat güçleri çabalarından da söz edilmelidir. Bu güçler, düşmanın içeride güvensizlik yaratma hedeflerini etkisiz hale getirerek kriz yaratma senaryolarının gerçekleşmesini engellemişlerdir." dedi.
Sözcü, "Tüm bu faktörler İran'ın savunma gücünün arttığını ve düşmana karşı üstünlüğünün pekiştiğini göstermektedir." diye ekledi.
Konuşmasının bir diğer bölümünde savaşın akıbetine işaret eden General, "Bu alanda temel belirleyici unsur tarafların iradesidir. İran İslam Cumhuriyeti'nde halk, savaşçılar ve devlet arasında; saldırgan cezalandırılana, zararlar tazmin edilene ve gelecekteki caydırıcılık garanti altına alınana kadar savunmaya devam etme yönünde yekpare bir irade şekillenmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Sözcü, "Bu irade, operasyonların devamına olan inanç ve halk ile savaşçıların sürekli varlığıyla sahada da kendini göstermiş olup, peş peşe gerçekleştirilen operasyonlar nihai zafere ulaşma konusundaki ciddi kararlılığı yansıtmaktadır." dedi.
Savunma Bakanlığı Sözcüsü şunları ekledi: "Lojistik açıdan bakıldığında da son yirmi yılda oluşturulan stratejik rezervler ve üretim altyapıları, İran'ın savaşı sürdürmesine olanak tanımaktadır. Buna karşılık kanıtlar, düşmanın lojistik ve silah desteğinin zamanla zayıfladığını göstermektedir."
General, "Psikolojik ve uluslararası boyutta ise Siyonist rejim ve ABD ciddi krizlerle karşı karşıya kalmıştır. Askeri baskıların yanı sıra küresel düzeyde ekonomik zorluklar ve kamuoyunun tepkisiyle mücadele etmektedirler." ifadelerini kullandı.
Talayinik, "Tüm bu faktörler İran'ın savaşın devamında daha hazır, daha hakim ve daha kararlı olduğunu; karşı cephede ise şüphe, sarsılma ve stratejik çıkmaz belirtilerinin açıkça görüldüğünü kanıtlamaktadır." vurgusunu yaptı.
Sözcü açıklamalarını şu şekilde tamamladı: "Bu koşullar altında gelişmelerin seyri, İran halkının, savaşçıların ve Direniş Cephesi'nin zaferine doğru ilerleyecektir."