Tesnim Haber Ajansı - Gıda ve İlaç Kurumu Başkanı Mehdi Pirsalihi, İslam Devrimi’nin zafer yıl dönümü arifesinde, İran ilaç sanayisinin yaklaşık 90 yıllık geçmişine değinerek, ilk ruhsatlı ilaç fabrikasının 1945 yılında faaliyete geçtiğini, 1955’te İlaç Kanunu’nun kabul edilmesiyle bu sektörün hukuki çerçevesinin sağlamlaştırıldığını söyledi. Devrim öncesinde İran'ın ilaç ihtiyacının yalnızca yaklaşık yüzde 25’inin yurt içinde üretildiğini belirten Pirsalihi, pazarın büyük bölümünün çok uluslu şirketlerin elinde olduğunu ifade etti.
Pirsalihi, İslam Devrimi sonrasında ilaç sanayisinin gelişiminin birkaç aşamada gerçekleştiğini belirterek, Kutsal Savunma döneminde millileştirme ve altyapıların güçlendirilmesi, yeniden yapılanma sürecinde özel sektörün devreye girmesi ve kamu şirketlerinin özelleştirilmesi ile yerli hammadde üretiminin başlamasının, sektörün büyümesindeki en önemli aşamalar olduğunu dile getirdi.
2000’li yıllardan itibaren biyoteknolojik ilaçlar alanına girilmesi ve bilgi temelli şirketlerin kurulmasının bir diğer dönüm noktası olduğunu vurgulayan Pirsalihi, monoklonal antikorların, hemofili hastaları için rekombinant faktörlerin, nano ilaçların üretilmesi ve yeni fabrikaların kurulmasının, yerli üretim kapasitesini kayda değer bir düzeye taşıdığını kaydetti.
Gıda ve İlaç Kurumu Başkanı, bugün ilaç kalemlerinin sayısal olarak yüzde 97’sinden fazlasının ülke içinde üretildiğini, parasal değer açısından ise pazarın yüzde 80’inden fazlasının yerli üretime ait olduğunu belirtti. İthalatın payının yaklaşık yüzde 18’e gerilediğini ifade eden Pirsalihi, ilaç hammaddelerinin yüzde 70’inin de ülke içinde üretildiğini, bilgi temelli şirketlerin ise etkin ve ara maddelerin üretim zincirini tamamlamaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Yaptırımlar ve döviz kısıtlamalarına rağmen ilaç sanayisinin ülkenin hayati ihtiyaçlarını karşılamayı başardığını belirten Pirsalihi, Kovid-19 dönemindeki tecrübenin, gerekli ilaç ve aşıların bilimsel kapasite ve yerli üretime dayanılarak temin edildiğini ve sektörün kriz koşullarındaki dayanıklılığının kanıtlandığını gösterdiğini ifade etti.
Pirsalihi ayrıca, İran’ın radyofarmasötikler alanında 70’ten fazla teşhis ve tedavi amaçlı ilacın üretimiyle ve biyoteknoloji alanındaki kapasitesiyle bölgenin öncü ülkeleri arasında yer aldığını söyledi. Kişiselleştirilmiş tıp, hücre tedavisi ve gen tedavisi gibi ileri teknolojilere yönelimin, bilgi sınırlarına doğru ilerlemenin bir göstergesi olduğunu vurguladı.
İran'da 200’ün üzerinde aktif ilaç firmasının faaliyet gösterdiğini belirten Pirsalihi, sektörün asıl sermayesinin uzman insan kaynağı ve teknik bilgi birikimi olduğunu ve bunun İran'ın ilaç güvenliğini garanti altına aldığını kaydetti.
Gıda ve İlaç Kurumu Başkanı, ilaç sanayisinin nihai hedefinin ihracatın geliştirilmesi yoluyla pozitif döviz dengesi sağlamak olduğunu açıkladı.