Tesnim Haber Ajansı- İlk bölümde, Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli'nin Türkiye'nin güç ve siyaset sahnesindeki önemi ve konumuna değinmiştik. Bu aşırı sağcı milliyetçi siyasetçi, Cumhur İttifakı'nda Erdoğan'ın ortağıdır ve hükümetin kararlarının belirlenmesinde ve eylemlerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Kendisi 2025 yılında, terör örgütü PKK'nın tasfiyesinin ilan edilmesiyle sonuçlanan yeni bir barış müzakereleri döneminin başlatıcısı olmuştur. Bahçeli ayrıca, Türkiye'nin dış politikasının yönünün belirlenmesinde ve Erdoğan ile AK Parti'nin Türk milliyetçisi değerler çizgisine çekilmesinde önemli bir rol oynamıştır.
Yazının bu son bölümünde, Bahçeli'nin bazı tartışmalı özelliklerine ve önündeki zorluklara değiniyoruz:
Bahçeli Fırtına Kopardığında
Bahçeli bazen tartışmalı açıklamalar yapmakta ve bu adımıyla her zaman medya haberlerinin başında kalmaktadır. 2025 yılında Erdoğan'a, Türkiye'nin NATO'dan çıkmasını ve "TURÇ" (Türkiye, Rusya ve Çin) adında yeni bir ittifak kurarak Batı'dan uzaklaşıp Doğu bloğunda yer almasını tavsiye etti. Diğer bir tartışmalı önerisi ise Kıbrıs Türk parlamentosunun resmi bir oturum düzenleyerek yeni Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'a itaatsizlik ilan etmesi ve ülkelerini Türkiye'ye ilhak etmesiydi. Bahçeli geçmişte, Türk ordusu ve güvenlik güçlerinin PKK ile savaşının bu grubun son üyesi ölene kadar devam etmesini ve Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağı'nın bu grubun liderlik konseyi üyelerinin başına yıkılmasını talep ediyordu. Ancak bizzat kendisi 2025 yılında Öcalan ile müzakere projesini başlattı ve yeni müzakere dönemini, PKK'nın tasfiyesi ve silahsızlandırılmasını büyük bir milli projeye dönüştürdü.
Analistler ve yabancı düşünce kuruluşları, Bahçeli'nin sert ve heyecanlı konuşmalarına rağmen, pragmatik manevraları stratejik bir dengeleyici araca dönüştürdüğüne ve milliyetçi söylemleri PKK ile müzakere gibi beklenmedik eylemlerle harmanladığına inanıyor. Türk Time analizinde, Bahçeli'nin bizzat kendisinin de Erdoğan'ın ABD ve NATO'yu bırakıp tamamen Rusya ve Çin'e katılmaya razı olmayacağını bildiğine değinilmiştir. Ancak bu öneriyi, içerde bir gövde gösterisi olarak kullanmak ve Erdoğan'a istediği zaman iktidar partisine karşı da sürpriz manevralar yapabileceğini göstermek için ortaya atmıştır. Şimdi AK Parti'nin strateji merkezi, Erdoğan ile ittifakı devam ettiği sürece Bahçeli'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli bir rol oynayacağını iyi biliyor. Zira oy sandığındaki sınırlı payına rağmen hala güçlü bir milliyetçi tabana ve önemli bir nüfuza sahiptir. Ancak aynı zamanda, yaşlılığı ve fiziksel zayıflığı Bahçeli'nin etkililiğini gitgide sınırlayabilir.
Siyasi gözlemcilere göre Bahçeli'nin en derin etkisi seçim rekabetinden ziyade ideolojik nüfuzudur. O, Türk milliyetçiliğini kitlesel-sokak merkezli-duygusal bir hareketten; finansal teşkilatlar, yeraltı grupları ve askeri-güvenlik sempatizanlarının da desteklediği kurumsallaşmış bir devlet ideolojisine dönüştüren liderdir. Cumhur İttifakı kurulmadan önce Erdoğan, muhaliflerine saldırmak ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'ne meydan okumak için elinde pek fazla araç ve gerece sahip değildi. Ancak Bahçeli ile ortaklığından sonra milliyetçi dostunun tavsiyesine uydu ve "siyasi rakiplerin ve muhaliflerin alanını güvenlikleştirme" (seküritizasyon) silahıyla onları etkisiz hale getirdi.

Bahçeli; milli beka ve sürekli iç tehdit algısı gibi kavramları Erdoğan'ın totaliterlik araçlarına dönüştürürken, dış boyutta ise Irak ve Suriye Türkmenleri ile Kafkasya ve Orta Asya Türklerinin desteklenmesini bir strateji haline getirdi. Hatta Suriye'de Esad karşıtı Türkmen birliklerinin oluşmasında özel bir rol oynamış ve Suriyeli Türkmenlerin Erdoğan eliyle Beşar Esad'a karşı silahlandırılıp donatılmasına zemin hazırlamıştır.
Bahçeli’nin Yolundaki Zorluklar
Devlet Bahçeli'nin siyasi sahnedeki çok sayıdaki özelliğine ve etkili rolüne değinilmesi, bu 78 yaşındaki aşırı sağcı milliyetçinin parti ve siyaset yolunda hiçbir engel ve sorunla karşılaşmadığı anlamına gelmemektedir. Siyasi gözlemcilere göre Bahçeli şu an bile birkaç önemli zorlukla karşı karşıyadır. İlk olarak, yaşlılığı ve halsizliği öyle bir noktaya gelmiştir ki Bahçeli yarım saatlik kısa bir konuşma yapmakta bile zorlanmaktadır. Oysa onun cazibesinin ve karizmasının büyük bir kısmı sert, ateşli ve heyecanlı konuşmalarındaydı.
Devlet Bahçeli'nin siyasi-adli dosyalardaki birçok şiddet yanlısı figürle olan açık ve gizli bağlantısı, onun bir diğer aşil topuğu ve önündeki engellerden biridir. Ünlü Ermeni gazeteci Hrant Dink suikastında, ünlü siyasi aktivist Sinan Ateş suikastında, bazı Kürt partilerinin binalarına yapılan silahlı saldırılarda, Alaattin Çakıcı gibi sert figürlerin eylemleri sırasında ve diğer birçok hassas konuda oklar her zaman Bahçeli'ye çevrilmiş ve bir gün AK Parti iktidardan uzaklaştırılır ve Türk yargısı bağımsızlığını yeniden kazanırsa, adli ve cezai soruşturmalar sırasında Bahçeli'nin yargılanmasının yolunun açılabileceği söylenmektedir.

Bahçeli'nin bir sonraki sorunu, Türkiye'deki kültürel-sosyal değişimlerin milliyetçi düşüncenin gençler arasında bir tür durgunlukla karşılaşmasına neden olması ve sonuç olarak aşırı sağcı milliyetçilerin en önemli siyasi-sosyal merkezi olan Bahçeli'nin partisi içinde "nesil durgunluğu" adında bir fenomenin ortaya çıkmasıdır. Bu, artık kadroların ve hatta partinin resmi üyelerinin büyük bir kısmının sadece toplumun farklı kesimlerinden genç kadroları çekmekte değil, kendi çocuklarını bile partiye dahil etmekte yetersiz kaldığı anlamına gelmektedir.
Bahçeli ve ekibinin bir diğer zorluğu ise potansiyel milliyetçi bölünme ve parçalanmadır. Öyle ki, birkaç yıl öncesine kadar Türk milliyetçiliğinin tek bayraktarı ve lideri olarak sadece Devlet Bahçeli tanınırken, şimdi şu isimler de yüksek güç ve nüfuza sahiptir: Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu, İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, Büyük Birlik Partisi lideri Mustafa Destici ve ayrıca Meral Akşener, Sinan Oğan gibi siyasetçiler ve diğerleri.
Bahçeli; "Kuruma" Karşı "Nüfuz"
Bazı siyaset bilimi araştırmacıları, Bahçeli'nin Türkiye'deki güç sahnesindeki rolünü inceleyerek, birçok ülke tarihinde resmi bir makama sahip olmanın tek güç kaynağı olmadığına değiniyorlar. Bazı figürler marjdan yönetir ve tahtı işgal etmeden sonuçları şekillendirirler. Devlet Bahçeli de bu nadir kategoriye aittir ve bazı açılardan birkaç Rus ve Çinli figürle kıyaslanabilir. Örneğin, eski Rusya'da Rasputin gibi bir isim, kurumsal bir dayanağı olmamasına rağmen Çar ailesine olan kişisel yakınlığı, sözünün gücü ve karizması aracılığıyla sarayın tüm kararları ve eylemleri üzerinde etkili olabiliyordu. O, kişisel gölge gücün ve padişah üzerindeki duygusal nüfuzun sembolüydü; ancak Bahçeli yapısal gölge gücü temsil ediyor ve Erdoğan ile samimiyeti olmasa bile, kurumlar, ideoloji ve parti disiplini üzerindeki dolaylı hakimiyeti aracılığıyla hedeflerine ulaşıyor.
Bu açıdan kendisi, Çin Halk Cumhuriyeti'nin ikinci nesil seçkinlerinin lideri olan ve üst düzey resmi bir makamı olmadan Çin'i yöneten, gücü devrimci meşruiyete ve parti kadroları üzerindeki kontrole dayanan Deng Şiaoping gibi bir kişiliğe benzetilmektedir. Dolayısıyla Bahçeli, siyaseti dost-düşman ayrımıyla tanımlayan bir Carl Schmitt aktörüdür ve rejimin performansı hakkında konuşmak yerine, rejimin kimliğinin anlatıcısı olmayı tercih eder; sürekli onurdan, tarihten ve şereften bahseder. Bu nedenle Bahçeli'nin yokluğunda Erdoğan, güçlü ve disiplinli bir ortağını kaybeder ve karar verme mekanizması onun için daha kişisel ve tepkisel hale gelir.
Eğer şimdi tüm Türkiye milliyetçi akımı Bahçeli'nin tek bir sözüyle Erdoğan için dizginleniyorsa, ondan sonra sahnede en az 5 önemli milliyetçi lider olacak ve Erdoğan onları kontrol etme gücüne sahip olmayacaktır. Bahçeli bu yıllarda Erdoğan'ın birçok durumda fevri kararlardan kaçınmasını ve öngörülebilir olmasını sağlamıştır, ancak Bahçeli'nin yokluğunda bu özelliği kaybedecektir. Bu nedenle Türkiye'deki siyasi gözlemciler, Bahçeli'nin ölümüyle Erdoğan siyasetinin Türkiye'de daha düzensizleşeceğine ve milliyetçi meşruiyetin zayıflamasıyla sistemin istikrarının azalacağına inanmaktadırlar.