İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri: İran Hiçbir Tehdit Karşısında Haklarından Geri Adım Atmayacaktır

Tesnim Haber Ajansı Dış Politika Servisi'nin haberine göre; İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızayi yayımladığı mesajda, İran İslam Cumhuriyeti'nin milletinin hak ve çıkarlarından hiçbir tehdit karşısında geri adım atmayacağını, bu doğrultuda kararların sahayı doğru analiz ederek, basiret ve cesaretle her zamankinden daha güçlü alınması gerektiğini belirtti.

Mesajın tam metni şu şekildedir:

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِیمِ
وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِینَ

İran'ın gayretli ve gururlu milleti!

İlk olarak Müقتdir İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney'in gösterdiği güven ve teveccühe, ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı'nın hüsnüniyetlerine mütevazı şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim.

Bugün İran İslam Cumhuriyeti, çağdaş tarihinin en hassas ve belirleyici dönemeçlerinden birinde bulunmaktadır. İran milleti, tarihi şan ve şerefini yeniden ihya etmek adına büyük bir kıyam ve devrim doğrultusunda ayağa kalkmıştır. Böyle bir vasatta bu fakir, bir küçük asker olarak üstlendiği bu sorumluluğu İran milletine, aziz şehitlere, kutsal İslam Cumhuriyeti rejimine ve İran tarihine karşı ağır bir emanet olarak görmektedir.

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki İran İslam Cumhuriyeti, milletinin hak ve çıkarlarından hiçbir tehdit karşısında geri adım atmayacaktır. Bu doğrultuda alınacak kararlar, sahayı doğru analiz ederek, basiret ve cesaretle her zamankinden daha güçlü bir şekilde hayata geçirilmelidir.

Hedef sadece kritik ve tehlikeli bir dönemi atlatmak değil; İran'ın bu aşamayı daha güvenli, daha mütecanis, daha güçlü ve kalkınma ile ilerleme adına daha geniş kapasitelerle geride bırakmasını sağlamaktır.

Kuşkusuz kutsal İslam Cumhuriyeti rejimi; ulusal güvenliği halkın huzur, refah ve geçiminden, ekonomik istikrardan, toplumsal bütünlükten, savunma kabiliyetinden, diplomatik güçten ve ülkenin sosyal sermayesinden ayrı düşünmemektedir. Bütün bu bileşenler bir arada İran'ın ulusal gücünü oluşturmaktadır ve tek bir amaca, yani İran'ı, İslam İnkılabı'nı, onun değerlerini ve İran milletinin görkemli geleceğini koruma amacına hizmet etmelidir.

Dış kulvarda ise İslam İnkılabı Lideri'nin genel direktifleri doğrultusunda esas ilke; caydırıcılık gücünün pekiştirilmesi, düşmanların zorbalığına karşı direnç gösterilmesi, her türlü saldırıya derhal ve kararlı yanıt verilmesi, bölgesel ve uluslararası alanda ulusal refah ile İran İslam Cumhuriyeti'nin çıkarlarının azami düzeyde sağlanması, diplomasi imkanlarının kullanılması, muktedir ama aynı zamanda her türlü tehdide karşı hazırlıklı olunması olacaktır.

İran milletinin bir hizmetkarı, Devrim Önderlerinin ve Yüce Lider'in bir askeri olarak bugün, ulusal birlik ile halk ve yetkililer arasındaki dayanışmanın her zamankinden daha hayati bir stratejik zorunluluk olduğuna sarsılmaz bir inanç beslemekteyim. İran, bu gurur verici tarihi süreçten geçebilmek için her şeyden önce güvene, ulusal kenetlenme ve birliğin güçlendirilmesine ve basirete ihtiyaç duymaktadır.

Cenab-ı Hakk'a tevekkülle, Efendimiz Hazreti Bakıyyatullah el-Azam'ın (a.f.) inayetleri altında, Yüce Lider'in hikmetli rehberliğinde, aziz ve sadık Cumhurbaşkanı ile Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi'nin saygıdeğer üyelerinin desteğiyle ve İran milletinin muazzam kapasitelerine dayanarak; İran'ın bölgede istikrar, itimat, güç و huzur kaynağı olmaya devam etmesi için tüm var gücümle bu yolda gayret göstereceğim.

Kutsal İslam Cumhuriyeti rejimine ve kahraman İran milletine daimi muzafferiyetler dilerim."